"Sevecenlik bir insanın asla pişman olmayacağı tek şey. Yaşlandığında kendine kesinlikle şöyle demezsin: Ah, keşke şu şu kişiye iyi davranmasaydım. Bunu söylemek aklına bile gelmez."
NW: Lakabım buydu. Bayılırdım. Bahçede –çok geniş bir bahçemiz vardı– “Ben babamın yavru geyiğiyim! Babamın yavru geyiğiyim!” diye şarkı söyleyerek hoplayıp dururdum. Bunun ne kadar kötücül bir lakap olduğunu çok sonraları fark ettim.
EB: Efendim?
Gülümsüyor.
NW: Babam geyikleri vururdu, Mösyö Boustouler.
"Annem bana babamla ilgili bir hikaye anlatmıştı. Onu hiç tanımamıştım. Belki de onun hakkında bildiğim tek şey buydu: Bir katilin idamını izlemeye gitmişti. Gitme düşüncesi bile onu hasta ediyordu ama yine de gitmişti. Döndüğünde ise sabahın köründe kusmaya başlamıştı."( o sırada kendi idamını bekliyor)
'Daha dün bir tepenin üstünden birliklerimi teftiş ediyordum, onların adımlarının altında yerin sarsıldığını hissettim ve kendi kendime, "Şu cihanın hâkimiyim! Benimle kim boy ölçüşebilir?" dedim. Allah bu kibrime, bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini, yenilmiş, esir düşmüş bir adamı, bir idam mahkûmunu saldı üzerime; o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan, aldı canımı.'