Ruhu daima aynı kalacak, yüreği ölünceye kadar öyle vuracak sanmışken, işte ona da yaşı, o her şeyi en hakiki rengi ile görüp anlamak yaşı geldiğini görüyordu.
Mutlu olsak bile yaşam, yalnızca yok eden yaşam, yalnızca yiyen, yıkan, öldürüp ezen yaşam egemen oluyordu.
“Ah ancak ölüm olmasaydı dünya ne müthiş bir cehennem olurdu.” diye kalbi sıkıldı.
“Ancak herkesin yaşamında da böyle başkalarının iğrenç bulacağı anlar vardır.” demek istiyordu. Ancak onu öldüren, herkesten çok kendisinin kötülüğüydü. Kendine saygı duymamak kadar ona azap veren bir durum yoktu.