"Aynı lafı tekrarlayıp duruyorsun," diye araya girdi genç kadın
"Peki ya Hannan Mosag'in yűce imparatorlugu nasıl bir yer olacak? Her sokağa çiçek mi yağacak? Halim selim Tiste Edurların nezaretinde her vatandas borcundan mı kurtulacak?" Öne eğildi.
"Unutuyorsun galiba, senin halkının arasında, senin kendi kabilende doğdum, Bağcı Kral. Birleşim savaşları sırasında aç kaldığımı hatırlıyorum. Biz kölelere yaptığınız zulümleri de hatırlıyorum.
Yaşımız geçtiğinde bizi beskra yengeçleri için yem olarak kullanırdınız - yaşlılarımızı bir kafese atıp knarrilerinizin yanından sarkıtırdınız. Ah evet, boğulmak bir lütuf olurdu ama hoslanmadıklarınızın kafalarını gelgit hattını üzerinde tutar, yengeçlerin onları diri diri yemelerine izin verirken atılan çığlıklara gülerdiniz. Sizin gözünüzde
altı üstü kastık ve o kas bitip tükendiğinde et olarak
kullanılırdık."