Terlikle Ağrı Dağı’na Tırmanmak: Felsefeye Giriş Üzerine
Son iki haftamı felsefeye giriş kitapları okuyarak geçirdim. Nigel Warburton’ın *Felsefeye Giriş*, *Felsefenin Kısa Tarihi* ve *Felsefe Okuma Rehberi* adlı üç kitabını bitirdim. Geriye dönüp baktığımda ise ortaya koca bir soru işareti çıkıyor: Felsefeye yeni başlayan biri başlangıç olarak rehber kitaplar mı okumalı, yoksa doğrudan Platon gibi filozofların metinlerine mi yönelmeli?
Alanında uzmanların görüşleri de karmaşık. Bazıları Platon’dan başlamayı öneriyor, bazıları rehbere gerek olmadığını söylüyor. Ben daha çok ikinci modele yakınım çünkü tıpkı teori ve pratik meselesi gibi: Marangoz 101, Marangoz 102 dersleri alırsın ama talaşı solumadan gerçek anlamda öğrenemezsin.
Peki, bu rehber kitaplar boşuna mı? Hayır. Ama bu kitapları okuyunca filozof gibi düşünebiliyor muyuz? Hayır. Peki mesele ne?
Felsefe eserleri farklıdır. Bazıları anlaşılması zor, bazıları daha erişilebilirdir. Örnek vermek gerekirse;
> “O halde muhayyile kuvveti mükemmelliğin son haddinde olan, bir insanın uyanık halde iken Faal Akıl’dan şimdiki ve gelecekteki tikelleri veya onların duyusal temsillerini, aşkın akılsalların ve diğer şerefli varlıkların temsillerini alması ve onları görmesi imkânsız değildir.”
Yukarıdaki alıntı Fârâbî'nin İdeal Devletinden. Bu gibi metinleri hiç okumamış birine - al bununla başla - demek, “Ağrı Dağı’na terlikle tırman” demek gibidir. Felsefeye ilgisi olan biri için faydalı olabilir; ilgisi olmayan için değil.
Söz konusu üç eser, böyle bir rehberlik sağlar.
---
### Nigel Warburton – *Felsefenin Kısa Tarihi*
Başlangıç için ideal. Kitap 40 bölümden oluşur, her bölüm bir veya iki filozofun görüşlerini özetler. Antik Yunan’dan modern döneme kadar Batı filozoflarını kapsar. Her görüşün eleştirisi de