Önce yırtıp atmalısın;
giydiğin şu gömleği,
bilgisizliğin esvabını,
kötülüğün temellerini,
çürümenin bağlarını,
karanlık örtüyü,
yaşayan ölümü,
duyumsayan cesedi,
taşıyadurduğun mezarı,
içine yerleşik soyguncuyu..."
"Varoluşun gerçek dehşeti,
ölüm korkusu değil,
yaşam korkusudur.
Her gün uyanıp
aynı mücadelelerle, aynı hayal kırıklıklarıyla, aynı acılarla yüzleşme korkusudur. Hiçbir şeyin asla değişmeyeceği, kaçamayacağın bir acı döngüsünde sıkışıp kaldığın korkudur.
Ve o korkuda, bir umutsuzluk vardır, monotoniyi kurmak, günlerin sonsuz tekrarına anlam katmak için bir şey, herhangi bir şey arzusudur."