Daha bir iki sene önce ayıplardık, kendimizi. Ama şimdi mumnunuz âdeta. Her şey alışmaya bakıyor, siperler bile.
Her şeyi görünüşte bu kadar çabuk unutmamızın sebebi, bu alışkanlıktır. Daha evvelsi gün ateş dünyasında idik; bugün aptalca şeyler yapıyor, dilenciliğe çıkıyoruz, yarın yine siperlere gideriz. Aslında, hiçbir şeyi unuttuğumuz yok. ... Hatırlamaya kalksak ezerler bizi; zira şu kadarını olsun anlamış bulunuyorum: İnsan sinip kaldıkça dehşete tahammül eder, fakat düşünmeye kalkıştı mı, onu öldürür bu dehşet.
Gri ceket, pantolon ve çizme giymişler; ama çoğunun üniforması öyle bol ki, üzerlerinden dökülüyor: Omuzları daracık, vücutları küçücük. Bu çocuk bedenlerine göre dikilmiş üniforma yok ki!
Biz bugün gençliğimizin ülkelerine seyyahlar gibi gidebiliriz. Biz gerçeklerde kavrulduk; farkları tüccarlar, mecburiyetleri de kasaplar gibi biliyoruz. Biz artık o eski tasasızlar değiliz; biz şimdi müthiş vurdumduymaz olduk. Ölmeyeceğiz ama, yaşayacak mıyız?
Kimsesiz çocuklar gibi bırakılmış, yaşlı insanlar gibi görmüş geçirmişiz; kabayız, üzgünüz, satıhtayız.. galiba mahvolmuşuz.
Birbirimize karşı bütün duygularımızı kaybettik; birimizin hayali, ötekimizin hızdan bitkin bakışlarına çarptıkça birbirimizi tanımıyoruz âdeta. Hiçbir şey hissetmeyen ölüleriz; bir sihirbaz hüneri, tehlikeli bir büyü neticesi henüz koşabilen, henüz öldürebilen ölüleriz.