Emrah Diler

Emrah Diler
Kim var imiş biz burada yoğ iken.
Hitit dili üzerine : Latince, ölü bir dildir, fakat bugün pek çok kimse tarafından yazılabilir; iki binyıl önce Romalılar'ın zafer anıtları üstüne yazdıkları yazılar okunabilir; birçokları bunları sadece okumakla kalmazlar, aynı zamanda anlarlar da. La­tince, bir ulusun dili olarak Roma İmparatorluğu'yla birlikte göçüp gitti, ama eğitim dili olarak yüzlerce yıl varlığını korudu, günümüze kadar geldi. Ölü bir dil olmasına karşılık onunla ilgili bilgiler asla kaybolmadı. Böylesine ideal bir durum, eski Doğu dillerinin ve yazılarının çoğunda görülmüyor. Geçen yüzyılın arkeologları toprağın altından sayısız yazılı belge çıkardılar; taş yazıtlar, kil tabletler, mühürler, tahtadan kitaplar ve papirüsler. Bu belgelerin kimisinde bilinen bir yazı vardı, fakat kullanılan dil bilinmi­yordu. Kimisinde ise hangi dilde yazıldığı biliniyordu, buna karşılık kullanılan yazı sistemi bilinmiyordu. Bir de öyleleri vardır ki ; bilinmeyen dilde, bilinmeyen bir yazı sistemiyle yazılmışlardı. Bu yetmiyormuş gibi başka bir zorluk daha yüklenmişlerdi, hiç bi­linmeyen bir ulusun yazılı belgeleriydiler. lşte William Wright "Hama Taşları"nı duvardan söktüğü an böylesine üç başlı bir muamma karşısında kalmıştı. Taşlarda şimdiye kadar hiç görülme­miş bir yazı sistemi vardı, bilinmeyen bir dil kullanılmış ve bilinmeyen bir ulus tarafından yazılmıştı.
Kültür-Sanat
Reklam
Küçükasya(Anadolu), lspanya'dan, Almanya'dan, Amerika'dan, Kaliforniya'dan da­ha büyük değildir. Avustralya'daki Queensland eyaletinden biraz küçüktür. Coğrafyası bakımından merkez noktası sayılan Kayseri'de, Amsterdam' daki gibi kış, Toulouse'deki gibi de yaz olur. Toros boğazlarında bugün de ya­ban hayvanları dolaşır; kurt sürüleri koyun ağıllarına saldırır ve Afrika sürün­genleri, kayalarda güneşlenir. Ve karanlık çökünce sırtlanlar katırtırnağı or­manlarında dolaşmaya, çakallar gece şarkılarını söylemeye başlar.
Tarih
Bugün güneşin altında uzanan boz renkli köylerin durumu, üç binyıl önce zengin Asur'dan Anadolu'nun bağrına alışveriş için ilk Asurlu tüccarların so­kulduğu zamandakinden pek farklı olmasa gerek. Bu köylerin evleri hâlâ ker­piçtendir. Kavurucu güneşte bel veren, arada bir görülen sağanaklarda parça parça eriyip giden kerpiç ... Bu yüzden köyler acayiplikleri seven bir hayal gü­cü tarafından yaratılmışcasına çirkin görünümdedirler. Yirmi yıl bile ömrü olmaz kerpiç evlerin; yıkılıverirler, yıkıntısı üzerine torunlar yenilerini yapar­lar. Işte "arkeolojik tabakalar" da böyle oluşur.
Tarih
Aziz dostum sen bu ilden gideli, sekiz mevsim geldi-geçti duydun mu ? Gine kar koymadı baharın yeli, şeftaliler çiçek açtı duydun mu ? Saygı ve Rahmetle. Abdurrahim Karakoç
Şiir

Emrah Diler

, bir kitap okudu
Puan vermedi·107 syf.·
1 saatte okudu
·
2019 48. kitabı
Karen Armstrong
8.1/10 · 594 okunma
Reklam