“Müzemizi gezenler, bir gün bizim hikâyemizi öğrenecek ve Füsun’un nasıl biri olduğunu zaten hissedecekler Orhan Bey,” dedi. Hemen içmeye başlamıştık ve onunla içmek artık çok hoşuma gidiyordu. “Vitrin vitrin, kutu kutu, bütün bu eşyalara bakarken, ziyaretçiler sekiz yıl boyunca akşam yemeklerinde Füsun’u nasıl seyrettiğimi, onun elini, kolunu, gülümseyişini, saçlarının kıvrımını, içtiği sigaranın izmaritini ezişine, kaşlarını çatışına, gülümseyişine, mendillerine, tokalarına, ayakkabılarına, elinde tuttuğu kaşığa, her şeyine ne kadar dikkat ettiğimi (‘Ama küpelerine dikkat etmemişsiniz, Kemal Bey’, demedim) görünce, aşkın büyük bir dikkat, büyük bir şefkat olduğunu hissedecekler…