Artık eskisi gibi bütün gün yazıyı düşünmüyor, bazen yazıyla arama belli bir mesafe koymaya çalışıyorum. Nasıl olsa yazamaya devam edeceğim. Bu yüzden kısa mesafe koşucusu gibi bedenimi tamamen germek yerine, etrafımdaki manzarayı izleyerek hafif tempolu bir koşuya çıkmış gibi, yazıya daha rahat yaklaşıyorum.
"Her işin bir artısı ve eksisi vardır. Benim mottom bu. Bir işin iyi yönü olduğu gibi kötü yönü de olacağından duygusal iniş çıkışlar yaşamamaya çalışıyorum."
... gençlerin uyumlu olup fedakarlık yapabilmesi için umuda ihtiyaç olduğunu ancak günümüzde umut olmadığı için gençlerin bu gerekliliği bile hissedemediklerini...
... ilişkilerimin sadeleşmesinin nedeni yazarlığı seçmiş olmam değil, daha ziyade, yaşlandıkça etrafımızdaki insanları doğal olarak azaltma eğiliminde olmamız.
youtu.be/U-LI-wnVvjk
Merhaba sevgili dostlar,
“İlkbahar Akşamları”, benim bestecilik yolculuğumun ilk adımı…
Bu beste, 15 Nisan 2010 tarihinde yazılmaya başlanmış ve 20 Eylül 2010 tarihinde tamamlanmıştır. Yani sadece bir şarkı değil; aynı zamanda müzikle kurduğum bağın, duygularımı notalara dökme cesaretimin ilk somut hâli…
Bu eser, ilk olarak bir beste olarak tamamlandı. Daha sonra farklı bir forma bürünerek şiire dönüştürüldü ve Eren Sak tarafından okunarak 29 Mayıs 2012 tarihinde YouTube’da paylaşıldı. Yani “İlkbahar Akşamları”, önce müzik olarak doğdu, ardından kelimelerle yeniden yorumlandı.
Bugün ise bu eser, yıllar sonra ilk kez kendi özüne dönüyor ve orijinal bestesiyle dinleyiciyle buluşuyor. Bu yönüyle benim için sadece nostaljik bir çalışma değil; aynı zamanda yarım kalan bir hikâyenin tamamlanması gibi…
İlkbahar; çiçeklerin açtığı, umutların yeşerdiği bir mevsim… Ama bu şarkıda bahar, eksik bir sevdanın gölgesinde yaşanıyor. Bu yönüyle eser, doğanın güzelliği ile insanın içindeki hasret arasındaki çatışmayı anlatıyor.
Tüm özlemin, tüm bekleyişin ve tüm umudun tek bir şarkıda toplanmış hâli…
Keyifli dinlemeler dilerim.
Sevgilerimle…