"Bu toplum, kişilerin ancak çalıştığı takdirde geçimlerini sağlayabileceği şekilde yapılandırılmış, buna rağmen dünya genelinde, bir işe sahip olamayan insanlar gitgide artıyor. Çalışanlar yabancılaşıp tükendiğinden, çalışmayanlar ise para kazanamadığından insana yaraşır bir hayat yaşayamıyor."
Orhan Pamuk, Öteki Renkler adlı deneme kitabında, Nobel Edebiyat Ödülü kazanmak için dünya tarihinden bu kadar sıkılmış olmak gerekip gerekmediğini sorgularken, "mutluluğu kitap okumakta ve yazı yazmakta bulduğunu ve başka hiçbir şeyin umurunda olmadığını” belirtiyor. İstemeyerek dışarı çıkıp insanlarla buluşmak ya da ilgisini çekmeyen konuşmalara katlanmak zorunda kaldığında, “Gün ortasında uyku bastırıyor...” diyerek açıkça itirafta bile bulunuyor. Okumaktan ve yazmaktan uzaklaştığı zamanlarda ise “tek tesellisinin gündüzleri azıcık uykuya dalmak” olduğunu söylüyor.
"Zamanımızın oldukça önemli bölümünü çalışarak, çalışarak tükettiğimiz gücü geri toplayarak veya iş bulmak, işe hazırlanmak ve tutunmak adına gerekli olan binlerce mecburi görevle meşgul olarak harcadığımızı göz önünde bulundurunca, vaktimizin ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu söylemek giderek zorlaşıyor."
Günlük hayatımla ilgili tek bir kelime etmeden eve döndüğümde, ruhum susuzluktan yanıyormuş gibi bir kitap bulup okurdum. Yazı yazmanın en güzel yanı, kitabı açar açmaz benimle aynı durumda olan insanlarla dolu bir dünya bulabilmemdi.