Artık yayın organları bu alanda açıkça suçlayıcı ifadeleri kullanmaya başlamışlardır :
<<… Kabahat kimdedir?
Millettedir! Çünki, her millet kendini idare eden hükûmete müstehakdır…>>
Üç yüz yıl evvel, kim derdi ki Ulahlarla Moldovanlar, bir Romanya hükümeti meydana getirsinler de Osmanlı hanına meydan okusunlar! Kimin aklına gelirdi ki tabansız sarı Sırplar, ömrünü sarımsak yemekle geçiren miskin Bulgarlar, Uşak Yunanlar, uyansın, Osmanlı arslanına meydan okusun, çalışsın ve çabalasın, birer hükümet meydana getirsin ve en sonu eski yurtlarını elimizden alsın?
Rus Çarı, Türk-Rus savaşının, Büyük Petro’nun programının gerçekleştirilmesi ile biteceğine dair bir beyanname yayımlar. Ardından Rus Dışişleri Bakanı Sazanof, Fransız büyükelçisi Paleolog’a şunları söyler: “ İstanbul’a gelince, ben şahsen Türklerin oradan kovulmalarını istemiyorum. Onlara, eski Bizans kentini, etrafında bir sebze bahçesiyle birlikte bırakmaya razı olabilirim; fakat, fazlasına değil!