Engin Mavi

9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2024 21:56
Sabahtan Akşama Kitap İncelemesi: Neden kitabının adını Sabahtan Akşama koydun? Öğle Vakti nereye kayboldu? Günün tam ortasında kızılca kıyamet alev alev yanan güneşten hiç mi nasibini almadın? Hiç mi teninde o sarı sıcak güneşin yanıklığını hissetmedin? Ayan beyan gün gibi ortada duran koskoca öğle vaktini yitirmeyi nasıl becerdin? Daha kapağını açmadan aklıma bu soruları düşürüverdin bile.. Alegorik anlatımlarınla ne yapmak, nereye varmak istiyorsun Jon Fosse ? Okurken farketmedim zannetme; imlâ işaretlerinden noktayı kullanmıyorsun. Neden? Hep bir derin mânâlar, bir şeyleri ima etmeler, ince mesajlar…Dilinin altı çok kalabalık belli ki… Öncelikle hayırlı olsun, 2023 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kapmışsın. Tebrik ederim ancak bunu haketmiş misin bir görelim bakalım . . . Geç karşıma otur zaten Sabahtan Akşama kadar beraberiz . . . * * * Kitap, roman ana karakteri Johannes'in doğduğu ve öldüğü günü anlatıyor. İlk ve son; ortası yok. Doğum – ölüm arasındaki o kısım (öğle vakti) yok. Yirmi küsür sayfa ilerledikten sonra Johannes’in doğumuyla başlıyor,tam Johannes’in bebekliğine tanıklık ederken bir anda büyülü gerçeklik tadında sihirli bir dokunuşla hayal ve gerçeğin birbirine karıştığı spiritüel bir ortamda kendinizi buluveriyorsunuz; derken ikinci bölümde ise Johannes altı çocuğu ve bolca torunu olan bir dede olarak karşımıza çıkıyor. Bu bölümde artık son günlerini yaşamakta olan dünyaya yavaş yavaş veda etmeye hazırlanan ihtiyar haliyle karşılaşıyoruz. Karısını, dostlarını ve tüm sevdiklerini teker teker kaybetmiş, her biri bir anda hayatından çekiliverince de yalnızlaşmış; kendini hayata karşı buruklaşmış hisseden bu yaşlı adamın halini yazar buralarda çok başarılı betimlemiş. Artık sıra ona da gelmiştir, Azrail’in kara gölgesinin silüeti etrafında
Edebiyat
Sabahtan AkşamaJon Fosse · Monokl Yayınları · 20161,150 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Siyaset; kuzuyu yemek için, tilkiyle plan yapıp, kurtla birlikte öldürüp, çobanla birlikte yas tutmaktır." (Roma Atasözü)
Alıntı
“tutti colpevoli, nessuno colpevole” İtalyancadan Türkçeye Tercümesi: Herkes suçluysa kimse suçlu değildir. (Sicilya Mafya Atasözü)
Alıntı
Kitabın otobiyografik olanı bilinir ama incelemenin otobiyografik olanına ilk kez denk geldim. Bizde etki bırakan bir kitabı okuduktan sonra söyleriz ya hep; kitabı içselleştirdim diye. Ancak burada içselleştirmenin de ötesine geçilmiş, direkt gerçek hayatta bizzat deneyimlenmiş. Bu otobiyografik incelemeyi mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat

Şinka

@Sinka
·
Bir yanda 1917 Rus devrimi öncesi yazılan bir kitap, diğer tarafta 2017'de yaşanan gerçekler. İki farklı ülke ve yaşanan ortak insalık sorunları. Anlatacaklarım için eserle ne alakası var demeyin. Kitabı okuduğunuz zaman parmak bastığım yarayı göreceksiniz. Yani ben öyle umut ediyorum. Flaubert, hissederek yazmak için Emma'nın arseniğinden içmişti. Bense Ana'yı hissetmek için tam da Sibirya soğuklarının yaşandığı bir ocak ayında fabrikaya işçi olarak girdim. (tam bir delilikti.)Anlayacağınız kitabı okumakla kalmayıp yaşadım satır satır... Elmek kavgası, yaşam mücadelesi, alın teri, insanca yaşama isteği, özgürlüğe susamış insanlar ve iliklerime kadar hissettiğim soğuk... Pelageya'yı Pavel'i Nataşa'yı ve insanca yaşama mücadelesi verenleri anlamam için birkaç gün yetti de taştı aslında ama bir ay katlandım. Her an Pavel'in hazırladığı bildirilerden biri cebime sokuşturulacakmış ya da yemek dağıtılırken kirli yamalı elbisesiyle Ana, kulağıma yoldaşların toplanacağı yeri fısıldayacakmış gibiydi. Bembeyaz kara sinmiş fabrika dumanını ezerken gözlerim duvarları taradı ufacık bir iz aradım. Boştu. Burada herkes kaderini kabullenmişti. Kulağımda hâlâ devam eder yoldaşların hak ve özgürlük şarkıları... Doymak bilmeyen sürekli homurdanan makinelerin dişleri arasında öğütülen ömürlerin çığlıkları... Ciğerlerine sinen pis koku, çelikten sert soğuk, titreyişler, yorgunluktan yerlerde sürünen bedenler, uykuya hasret halkalı gözaltları... Bitmeyen ama durmayan da zaman... Lapa lapa kar yağıyor ve kapısı olmayan bir yerde sırılsıklam tere batarak çalışıyorduk. Tam iki ay boyunca atlatamadım yakalandığım hastalığı. Birde işçilerimizin can güvenliği bizim için çok önemli gibi baba laflar ettiler girişimde. Laf laf laf... Evet, sadece canımız sağdı... Çay içerek bile ısınmaya
Sağlık
1.BÖLÜM Rene Descartes Felsefesi Ve Yöntem Üzerine Konuşma Adlı Eseri (Discours de la Méthode, 1637) Ortaçağ Skolastik döneminden Rönesans’a geçiş döneminin tam da ortasındaki hassas geçiş dönemine denk gelen René Descartes, Ortaçağ felsefesinden Yeni Çağ felsefesine geçişte yer alan kilometre taşlarından biridir. Skolastik Çağı içine girdiği çıkmazdan birilerinin çıkartması, Yeni Çağ’ın kapılarını aralaması gereken böylesi bir buhranlı dönemde Rene Descartes sahneye çıkacak ve bu açmaza bir son verecektir. René Descartes’ın açtığı bu büyük kapıdan dünya felsefe tarihine yön veren, kalıcı izler bırakan yüzlerce filozof gelip geçecek ve ona her daim minnet duyacaklardır. René Descartes’ın yöntemi, hakikate ulaşmak için zihnin içinde yer edinen mevcut tüm bilgileri sıfırlamakla işe başlar. İnsan zihni, aynı bir bilgisayar gibi format atılıp tüm datalardan arınması, sanki fabrika ayarlarına geri dönmesi gibi bir döngüdür bu. Bir büyük Zihinsel Resetlenme dir. Descartes’in bu kitabı ise, "Düşünüyorum öyleyse varım" önermesinin nasıl doğduğunu açıkladığı kitabıdır. Şüpheciliğin ve düşünmenin öneminin varolmakla eş anlamlı olduğunu vurgulandığı satırları barındırır. René Descartes da elbette çıkış yolunu, köklerini mazide aramaktadır. Onun da yardımına Antik Çağ felsefesinin bir geleneği olan Septikler koşacaktır. Yöntem sorunsalına birilerinin el atması gerekmektedir. Lakin insan, her şeyden şüphe etmelidir. Ancak Descartes, bir şeyi bunun dışında bırakmıştır: AKIL . Çünkü Akıl demek, şüphe etmek demektir. Ancak ve ancak şüpheci zihne sahip bir insanın hakikatin kapılarını aralama şansı vardır. Bunun dışındaki hiçbir şeyin hükmü yoktur. Şüphe varsa düşünce de vardır; düşünce varsa “BEN” de varım demektir. Özneyi merkeze çekerek bireyi var eder. Özneye hakettiği
Edebiyat