Engin Mavi

Bay Golyadkin de arkasından işler çevrildiğinin, ayağının kaydırılmaya çalışıldığının uzun süredir farkındaydı. Ama ne yapabilirdi?
Sayfa 53 - Türkiye İşbankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Alter Ego alttan almaya çalışmış
Herhangi bir tartışmalı konuda hemen Bay Golyadkin'in görüşüne katılıyordu. Kazara Bay Golyadkin'in görüşüne karşı bir görüş söylerse hemen sözünü geri alıyor, hatasını düzeltiyor, ev sahibiyle kesinlikle aynı şekilde düşündüğünü, konuya onunla aynı açıdan baktığını söylüyordu.
Sayfa 71 - Türkiye İşbankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Alter Ego ile ilk tanışma
Bay Golyadkin gece vakti karşısına çıkan dostunun kim olduğunu anlamıştı. Bu dost kendisinden başkası değildi, her şeyiyle aynı başka bir Bay Golyadkin'di.Kısacası her anlamda Öteki Bay Golyadkin'di.
Sayfa 52 - Türkiye İşbankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Murakami'deki Agota Kristof Etkisi
Japonya’da doğduğum ve yetiştiğim için, Japon dilindeki sözcük ve dilbilgisi kalıplarıyla tıka basa doluydum, patlamanın eşiğine kadar gelmiştim; hayvanlarla tıka basa dolu bir ahır gibi. Düşünce ve duygularımı cümlelere dökmek üzere yokladığımda, o hayvanlar sürü halinde dolaşmaya başlıyor ve sistem çöküyordu. Yabancı bir dilde yazmak, tüm kısıtlamaları beraberinde getirmekle birlikte, bu engeli ortadan kaldırıyordu. Ayrıca duygu ve düşüncelerimi sınırlı sözcük ve dilbilgisi kalıplarıyla ifade edebildiğimi fark etmemi sağlamıştı, yeter ki onları etkili bir biçimde bir araya getirip yetkin bir tarzda birbirine bağlayayım. Sonunda, zor cümleler kurmaya gerek olmadığını öğrendim – insanları güzel cümlelerle etkilemeye çalışmama gerek yoktu. Çok sonraları, Agota Kristof adında bir yazar keşfettim; o da böyle bir etki yaratan harikulade romanlar yazmıştı. Kristof, Macar asıllıydı, 1956 yılında ülkesindeki ayaklanmadan kaçıp İsviçre’nin Neuchâtel şehrine gitmişti. Orada Fransızca öğrenmişti – ya da öğrenmek zorunda kalmıştı. Ve yabancı bir dilde yazarak yeni ve sadece kendine özgü bir tarz ortaya çıkarmıştı. Kısa cümlelere dayalı güçlü bir ritmi vardı yazdıklarının; sözcük seçimi dolambaçlı değil doğrudandı ve betimlemeleri tam yerinde, duygusal yükten muaftı. Romanları bir gizem örtüsü altında saklanıyordu, bu da yüzeyin altında önemli bir şeylerin olduğu izlenimini yaratıyordu. Onun eserleri ile ilk karşılaştığımdaki duygularımı ya da bir anlamda nostalji duygusunu hatırlıyorum. Tesadüfe bakın ki onun ilk romanı, Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan 1986 yılında, Rüzgarın Şarkısını Dinle ’den yedi yıl sonra basıldı. Yabancı bir dilde yazmanın tuhaf etkisini keşfettikten sonra, sadece kendime ait yaratıcı bir ritme gereksinim duydum ve Olivetti’yi yeniden dolaba kaldırdım. Bir kez daha kâğıt tomarları ile dolmakalemimi
Sayfa 159 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
“Eskimiş teknolojileri değil, en yeni teknolojiyi ülkeye getirmediğimiz, getiremediğimiz sürece, yabancı ülkelere bağımlı olmaktan kurtulamayız…Bunun için de mümkün olduğu kadar kemerleri sıkarak kendi yağımızla kavrularak, bir yandan da yeni parasal kaynaklar yaratarak çağdaş teknolojilerin en yenilerini topraklarımıza taşıyacağız. Eski teknolojileri bize kolaylıklar tanıyarak getiren yabancı devletlerin kurnazlıklarını anlamak için insanın ya kör ya da aptal olması gerekir. Dünya Savaşı biter bitmez, bu kara günlerde kullanılan tüm silahlar bir tamire demode oluverdi. Almanlar, Fransızlar, İngilizler, Amerikalılar ellerindeki bu silah fabrikalarının uzun vadeler tanıyarak geri kalmış ülkelere satmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü onlar daha modernlerin, daha etkili olanlarını yapabilecek fabrikalar kurmakla meşguller. Biz yeni ve genç bir Türkiye kuruyoruz. Dost düşman ülkelerin geride kalmış teknolojilerine gereksinmemiz yok. Ya en yenisini kurar, onlarla boy ölçüşürüz, ya da biraz daha sabreder, bunu yapabilecek güce erişmemizi bekleriz.” Mustafa Kemal Atatürk Türk Hava Kurumu üzerine Konuşma, 1925
Sayfa 201 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı