Erdal ÖZAYDIN

Erdal ÖZAYDIN
@Engineer47
》Bahr isen de katre-i nâçiz göster kendini (Şeyhulislam Yahya) 》Okumak; bakış açımızı zenginleştirir, Beyni de düşünce kütüphanesi yapar. (E.ÖZAYDIN)
Yıllardır anlayamadığım bir durum var: Kitap almak, kitap okumaktan daha zevkli; ancak sebebini asla çözemiyorum.
Erdal ÖZAYDIN
Aynen ben de aynı durum mevcut. Bir kitaba sahip olmak; o da okumak kadar zevkli ve heyecanlı. Bunun temelindeki sebep de yine okuma aşkından kaynaklı bence. Çünkü sahip olduğun kitabı, bir okuma garantisi var. Ama sanki elinde o kitap yoksa okuma umudun sönükleşiyor gibi bir his doğuyor o an. Okumaya hevesli olduğumuz kitabı gördüğüzmde sanki dünyada o anda o kitaptan sadece bir tane varmış gibi hissediyoruz. Ve sadece o fırsat o andan başka bir zaman hiç elimize geçmeyecekmiş gibi bir his oluşuyor. Ve Eğer o kitabı o an alamazsam bir daha bu heyecanla bu kitabı bulup alamam korkusu, onu hemen almama sebep oluyor sanırım. Bir de kitabı normal almak var bir de onu görünce heyecanlı ve mutlulukla almak var. Bazen o heyecan, zevk ve mutlulukla almak da ayrı bir mutluluk... Sanki sahip değilsen bir kitaba. onu; ya okuyamazsın ya okumayı unutursun ya da zevkler okuyamazsın. Sahip olduğun kitap artık senindir yeter ki okumak iste. Zaman farketmez, istediğin zaman oku. yani okuma özgürlüğün doğar. Ama bir kitaba sahip değilsen okuma özgürlüğün sanki kısıtlı gibi. Aslında kısacası; tüm mesele yine okuma aşkından gelen o zevk, heyecan ve mutlulukla o kitabı aynı duygularla almak ve daha o duygular diri iken almak, o duyguyu bizde katlar. Yoksa okumayı sevmeyen bir kitabı görünce onu almak onu niye böyle sevindirsin, mutlu etsin ki? "Sahip olduğun kitabı istediğin zaman okuma özgürlüğün var ama sahip olmadığın kitabı okuma özgürlüğün kısıtlı onu ancak şartlar oluşunca okursun. Bir de sahip olduğun kitabı bitirsen dahi onu istediğin zaman istediğin şekilde tekrar tekrar okumak için ona sahipsin. Ama senin olmayan kitabı, başkasından alıp okusan bile onu, sahip olduğun kitap kadar özgür okuyamazsın. Çünkü istediğin cümlelerin altını çizip yanlarına not alamazsın. İstediğin bir kişiye okuyup onun da o zevkle okumasına vesile olamazsın. Altını çizdiğin o can alıcı güzel cümlelere tekrar bakıp o zevki yasayamazsın. Bu yüzden kitap almak; kitap okumaktan daha zevkli olmasının sebebi yine kitap okuma aşkından ileri gelen bir duygu. Onun görüntüsü, ona dokunmak başka bir güzel ve enerji verici. Ayrılık sonrası kavuşmak gibi bir duygu...vesselam
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çekiliş var!
Merhaba arkadaşlar. İsimsiz Kadınlar Feda-i 1 Kadın 1 Hikâye Kitaplarım için çekiliş yapacağım. Kitaplarımı okuyacaklarım listelerine alan Bu iletiyi RT yapan Yoruma istediği kitabı etiketleyen 3 kişiye kitabı imzalı bir şekilde hediye edeceğim. Çekiliş kazananlarını ocak 1 de açıklayacağım. Herkese bol şans diliyorum. ty.gl/vczdox1p8z
Erdal ÖZAYDIN
İsimsiz Kadınlar
İsmini en çok sevdiğiniz kitap ismi?
Erdal ÖZAYDIN
Serenad
Sınıfa bir giriyoruz karşımızda geleceğin yazarları, çizerleri, oyuncuları, sporcuları, tamircileri, mucitleri, müzisyenleri, işletmecileri, modacıları, yazılımcıları, saç tasarımcıları oturuyor. Sonra hepsine test çözdürüp tıp kazandırmaya çalışılıyor. Oluyor mu? Olmuyor. 🕊️🤷 〰️ Sırf daha rahat test çözdürmek için bazen seviye sınıfları yapılıyor, "düşük" seviyeli denilen sınıfların benlik algisı çok kötü bozuluyor ve akran öğrenmesi ihtimalleri kalmıyor. Gelecekten ümitleri kalmıyor. Bu şekilde davranış bozuklukları oluşması çocukların suçu mu? Değil. #alıntı
Eğitim
Erdal ÖZAYDIN
Aslında çoğu yerde eğitim; yeteneklere göre sınıflandırılıp o yeteneğe göre kişiyi o meslekte yetiştiriyor. Yeteneği geliştirmeye yönelik bir eğitim sistemi var. Bizde ezberci ve zorlama ve sınavla öğrenci psikolojisini alt üst etmeye yönelik bir eğitim sistemi var... Biz yeteneğimize yönelik bir eğitim almanın dışında yeteneğimiz olmayan bir meslekte zorlama ve mecburiyete yönelik bir meslek veya eğitime mecbur kalıyoruz. Burda da meslekte liyakatsizlik ve meslek dezenformasyonu meydana getiriyor... Çizim yeteneği olan birini ressam eğitimi ile eğitmek yerine onu çizim yeteneği olmayan başka mesleklere sınavla zorlamak o kişiye hakarettir. O kişiyi liyakatsizleştirmektir. Onu o mesleğe nefret etmeye ve hakkıyla yapmamaya itmektir... Eğitimde yetenek gelişimi üzerinde bir çaba olmalı Boş şeylerle ezbere dayalı bir eğitim eğitim değil, yetenek katliamıdır..
Sınıfa bir giriyoruz karşımızda geleceğin yazarları, çizerleri, oyuncuları, sporcuları, tamircileri, mucitleri, müzisyenleri, işletmecileri, modacıları, yazılımcıları, saç tasarımcıları oturuyor. Sonra hepsine test çözdürüp tıp kazandırmaya çalışılıyor. Oluyor mu? Olmuyor. 🕊️🤷 〰️ Sırf daha rahat test çözdürmek için bazen seviye sınıfları yapılıyor, "düşük" seviyeli denilen sınıfların benlik algisı çok kötü bozuluyor ve akran öğrenmesi ihtimalleri kalmıyor. Gelecekten ümitleri kalmıyor. Bu şekilde davranış bozuklukları oluşması çocukların suçu mu? Değil. #alıntı
Eğitim
Erdal ÖZAYDIN
Aslında Albert Einstein'ın sözü bunu güzel bir şekilde özetlemektedir; "Aslında Herkes Dâhidir. Ama Siz Kalkıp Bir Balığı, Ağaca Tırmanma Yeteneğine Göre Yargılarsanız Balık Tüm Hayatını Aptal Olduğuna İnanarak Geçirir."