Şu şık davetliler arasında kim bilir kaç kişinin tuhaf huzursuzlukları, ruhsal yaraları vardı, ama kalabalıkta, dostlar arasında iki kadeh içince, dert ettiğimiz şeylerin aslında ne kadar önemsiz ve geçici oldukları da ortaya çıkıyordu.
Şefkatin savaşta dağıtılan erzak gibi karneye bağlandığı sevgisiz bir evde büyüyen birinin mutlu bir yuva kurmayı düşünmesi hayalperestlikti. Görmediğini nasıl yaşayabilirdi ki insan?