"Ey Teyma kadınları, ey Kureyş kadınları! Yurdunuzda Ahmed isminde bir peygamber zuhur etmesine az kalmıştır. Hanginiz ona zevce olabilirse, hemen olsun!"
Kâbe avlusundaki bu ses, asil kadınların tavafı için ayrılan kısımda bir dalgalanmaya sebep oldu. Kimisi homurdandı, kimisi kâhini taşladı. Biri hariç!.. O, duyduğu cümlenin hakikatini kavramış ve "Ah!.." demişti, "keşke onu görsem!" diye iç geçiren Mekkeli hanım, Huveylid kızı Hatice'ydi. Itırcılar Çarşısı'na bakan evinin çatısında şarkılar söylerken kalbimi hayranlıkla ürperten saadet yüzlü kadın... Mekke'nin sırça vazosundaki narin çiçek... Kadınlıkta bir ufuk, kadın oluş üzere yaratılmış bir abide. Emsalsiz bir şefkatin, engin bir tatlılık ve yumuşaklığın, na-dide bir kadın sezişi ve
ruh zenginliğinin sembolü... İnceliğin ve zarafetin idrak mertebesi...