Ayça Yılmaz

Ayça Yılmaz
@Eraycaaa
Öğrenci
İstanbul
Eskişehir, 4 Mart
67 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2020 12:12
Bu kitabın ne anlattığını anlamasını bilene güzel gelen kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum çünkü doğrusu okuyucuyu hemen içine çeken ve sürükleyen bir kitap değil. Karakterlere alışmanız için, kimin kim olduğunu kolay ayırt edebilmek için bir yüz sayfa kadar okumalısınız. Ama o sınırı geçince de sanki anlatılan sizin ailenizmişçesine benimseyeceksiniz. Buendia ailesi Macondo’yu kuruyor ve kendi dünyaları oluşmuş oluyor. Sonrasında başlarından geçen her olaysa bütün insanlığın başına gelmiş talihsizliklerin birer yansıması gibi. Yani bir aile etrafında kısmen de olsa bir insanlık tarihi özetini okuyorsunuz. Salgın hastalıklar, savaşlar, ekonomik krizler dramlar… Haliyle okuması ve anlaması çok zevkli bir hale geliyor. Azıcık da yazarın yaşamına hakimseniz aslında ne anlattığı kafanızda daha kolay şekilleniyor.
Edebiyat
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
Marquez’in okuduğum ilk kitabı olan Kırmızı Pazartesi’nin ne anlattığını daha kapağı açmadan biliyorsunuz. Bu kitap ‘’işleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsü’’nü anlatır. Ama anlatılan bu cinayet öyküsünden çok kişilerin toplumun kendisine dayattığı kalıplara uyma çabasıdır bence. İşlenecek olan namus cinayeti hatta ölecek kişi daha ilk sayfada söyleniyor fakat bu gerilimi ve tempoyu asla düşürmüyor. Anlatım biçiminin sürükleyiciliği sayesinde son sayfaya kadar merak unsurunu canlı tutmayı başarmış yazar. Kırmızı pazartesinin konusu ne kadar cinayet olsa da içinde bir aşk da yatıyor. Bayardo Angela’ya âşıktır ve Angela ne kadar başlarda sevmese bile bir noktada âşık olur. Ama bu âşıklar kavuşamazlar. Ölen ne kadar Santiago Nassar olsa da bu suçun tek kurbanı o değildir. Bu aşk da yaşayamadan ölür. Ve neredeyse tek kaybeden Bayardo olur. Hayattadır ama sevdiği kadını kaybetmiştir ve bunun acısını yaşamaktadır. Angela’nın gizli sevgilisini ise asla öğrenemiyoruz. Ve bu bana belki de böyle bir şeyin olmayabileceğini düşündürdü. Yani belki de öyle bir karakter hiç olmadı kızın hayatına kimse girmedi ve kız böyle doğdu. Bir adamsa yalnızca gelenekler öyle gerektirdiği için öldü. Bu da karanlık konuyu daha da karartır. Kolombiya gibi ekonomisi temelde tarıma dayalı olan ülkelerde geleneksellik daha baskındır ve kadın erkek ilişkileri sevgi, saygı gibi temellerden ziyade kurallara dayanır. Yazar kitapta bu sisteme bir eleştiri getirir. Ve kasaba halkının iletişimsizliği ve tepkisizliği şaşırtıcı derecede gerçektir. Bugün bile hala yaşanabilecek bir olay olduğunu görebiliriz oturup biraz düşününce ki bu çok rahatsız edici ne yazık ki. Bunları da düşününce kitabı çok beğendim çünkü çok gerçek, çok hayattan bir olay başarılı bir şekilde kaleme alınmış. Marquez’in dili
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
6/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
Fareler ve İnsanlar, John Steinbeck’in okuduğum ilk ve tek kitabı. Ama iyi ki bununla başlamışım çünkü diğer kitaplarını da okumak istememe neden oldu. İnsanın kalbini dağlayan konusu ve sürekli verdiği o yalnızlık duygusu kitabı benim için çok anlamlı bir hale getiriyor. Çünkü kitapta büyük bir yalnızlık var. Bütün karakterler bir çeşit yalnızlıktan muzdarip. George tek arkadaşı Lennie’nin akıl sağlığının eksikliği yüzünden yalnız çünkü tek düşünebildiği onu ve kendisini korumak, Lennie yaşadığı dünyayı kendisinden başka kimse anlamadığı için yalnız, Candy köpeğini kaybettiği için yalnız. Bunların yanında Büyük Bunalım’ın etkisi altındaki bir toplumun fertlerini anlattığı için ekonomik sıkıntılar bu yalnızlığın üstüne binen bir başka problem. Ve hayaller… Parası olmayan bu adamlar kurdukları tek hayal kendilerine ait bir çiftlik. Yani bu koca dünyada ait olabilecekleri bir yerin özlemini duyuyorlar. Doğası gereği insan için kendisini konumlandırmalıdır; bir şeylere sahip olmak ve bir şeylere ait olmak hepimizin ihtiyacıdır. Karakterlerimiz bu konuda da yokluk çekmektedir. Ve hayallerine kavuşmalarına az kaldığı o anda bir felaket başlarına gelir. Çünkü ‘’ En iyi planları farelerin ve insanların/Sıkça ters gider".
Edebiyat
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023212bin okunma
8/10
·187 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
Dostoyevski’nin 25 gün içinde yetiştirmek için aceleyle yazdığı ve yazarken kendisine yardımcı olan kadına âşık olup evlendiği kitaptır Kumarbaz. Zannediyorum bu nedenle onun için önemli kitaplarından biri olmuştur. Tıpkı benim için olduğu gibi. Bu kitabı benim için fikirleri önemli olan birinin önerisi üzerine okudum ve okuduktan sonra bitti diye haber verdim üstüne konuşalım fikirlerini duymak istiyorum diye. Bence o kadar başarılıydı ki aklımdakilerin hepsini unutmadan söyleyebileyim diye acele ettim. Dostoyevski gibi bir yazarın elinden çıktığı için kötü olacağını hiç düşünmemiştim zaten ama gençlik yıllarının ateşiyle yaşanan aşk ve kumar tutkusu, bu karşı konulamayan bağlılığın hayatın üzerindeki etkisi çok başarılı bir şekilde anlatılmış. Hele de yalnızca 25 günde yazıldığını düşünürsek. Detaylı karakter anlatımları sayesinde karakterlerin her birinin iç dünyasını ve motivasyonlarını çok iyi anlıyoruz bu da kitaba bir akıcılık katıyor. Olaylar zaten okurken ne oldu ne olacak diye düşündürüyor bu nedenle de hızla bitiveriyor bu kitap. Ve bu kadar iyi anlatabilmiş olmasının nedeni kuvvetle muhtemel yazarın kendisinin de bir kumarbaz olmasındandır. Kumar borçlarını ödemek için bu kitabı yazdığını söyleyenler de var ama ne kadar doğrudur hiç bilemiyorum. Kitaplar hakkında böyle detaylar onları daha çekici yapıyor diye düşünüyorum.
Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,7bin okunma
8/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
Dünya Klasikleri dendiği zaman akla gelen ilk kitaplardan biri Anna Karenina. Birçok yazar tarafından övüldüğü ve birçok insan tarafından mutlaka okunması gerektiği söylenen kitaplardan. Ben şahsen bu kadar iddialı konuşamam belki ama okuma alışkanlığı olan birinin de bu kitabı okuyup beğenmemesi ihtimali olduğunu düşünmüyorum. Evet, son derece uzun ve belki yorucu bir kitap çünkü yer yer uzun betimlemeler ile sizi biraz konunun dışına itebiliyor. Ama bir yandan da yazarın asıl amacı Levin karakteri üzerinden dönem yaşantısı hakkındaki ve din üzerindeki düşüncelerini anlatmak olduğu için bu durum anlaşılabilir bence. O yüzden yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim olay örgüsü gerçekten harika hele o karakterler… Yani kanlı canlı birer insan gibi hepsi aklımda. Sanki onları okumadım da yaşadım gibi hissediyorum. Bir yandan da ben kitapta yazarın bizi ittiği şekilde Anna’ya kızamadım daha çok yaptığı şeyin çok büyük bir cesaret gerektirdiğini düşünüyorum. Aşkı için yaşadığı zorluklar karşısındaki tutumu ile beni çok etkiledi ve bu yüzden onda güçlü bir kadın gördüm. Dolayısıyla intiharı beni şok etti. Anna bunlarla uğraşırken ise toplumun bu ihanetin suç ortağı olan Vronsky’e sütten çıkmış ak kaşıkmışçasına göz yumması sinirlerimi bozdu. Ne rütbesini ne de adını hiçbir şeyini kaybetmeyen bir adama karşılık bu adamla aynı ihaneti paylaşan kadın için aforoz cezası kesilmesi çok rahatsız edici. Üstelik dini ve politik bazı nedenlerden ötürü ne boşanıp kurtulabiliyor ne de evli kalabiliyor oluşu da her anlamda karakterin elini kolunu bağlıyordu. Çaresiz durumda kalan bu kadını intihara sürükleyen toplum sonrasında ise kendisinin bu intiharda hiç rolü yokmuş gibi ölmüş olanın arkasından hak ettiğini savunuyordu. Şayet o bu ölümü hak ettiyse bir insanın kendini katletmesine neden
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma