...Önce, yeri geldikçe açmak ve misâllendirmek üzere, fikrimi peşin peşin söyleyeyim: "T.C. içinde yaşayan 3000 aile; hukuk da bunların çıkarına göre, ekonomi de, siyaset de, ordu da, polis de... Kendi aralarındaki dalaşmalar bir yana, bunlar hukuk üstü imtiyazlı bir zümredir! Devlet, hukuk demektir ve hukukun olmadığı yerde devlet değil, çete vardır. Bu çerçevede, emir komuta zinciri içinde hareket eden DGM'lerin mânâsı da bellidir; DGM Savcılığı'nın aynen aldığı polis sorgulaması sırasında, "yukarıdan bastırıyorlar, sen İBDA-C örgütünün lideri olduğunu mecburen kabul edeceksin!" diyen (sanıyorum Komiser yardımcısı) Bahri'nin tavrı, buna tipik bir örnektir. Polisteki baskı ve istediğini istediği gibi tertibe sokan sorgu usulü ile, bunu iddianâme hâlinde aynen kabul eden DGM Savcılığı'nın haksız yere tutuklaması karşısında, benim tabiî bir insan refleksi hâlinde Mahkeme'yi protesto ederek çıkmayışımın sebebi de belli olmuyor mu?..
Sayfa 4 - 21 Şubat 2000 6. DGM İlk Celse Savunmasından·Kitabı okudu
Toprak kaybetmek...
Toprağını kaybetmek...
Hangi Türk aydınına biz neyi kaybettik diye sorarsanız, topraklarımızı kaybettik cevabını alırsınız.
Oysa bu soruya Cemil Meriç'in vereceği cevap ise şudur:
"Türkiye ruhunu kaybetti.Toprak mı, en değersiz şeyimizdir belki de! Belki de en değersiz şeyimizi kaybedince her şeyimizi kaybettiğimizi anladık. Ruhumuzu!"
Hayatı imtihan, siyaseti dava, ümmeti kardeş, Türkiyeyi vatan, ahireti ebedi yurt bilenler; kendisini yeryüzünde küçük de olsa bir "şeyi" hayra tebdil etmeye vazifeli sayanlar, tarihin öznesi olmaya namzettir.