Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerin de bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Ne var ki özgürlük son söz değildir. Özgürlük sadece öykünün bir bölümü ve gerçeğin yarısıdır. Özgürlük, olumlu yanı sorumluluk olan olgunun tamamının negatif yanından başka bir şey değildir. Aslına bakılacak olursa, sorumluluk terimiyle yaşanmadığı sürece, özgürlük yozlaşma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Bütün bunlardan bu dünyada sadece ama sadece iki insan ırkı olduğunu -soylu insan 'ırkı' ve soysuz insan 'ırkı' öğrenebiliriz. Her ikisi de her yerde bulunur, toplumun her kesimine sızar. Hiçbir grup sadece soylu ya da sadece soysuz insanlardan oluşmaz. Bu anlamda hiçbir grup 'arı ırk değil dir ve bu nedenledir ki bazen kamp gardiyanları arasında da soylu birine rastlanabiliyordu.
"Yaşamak için bir 'neden'i olan kişi neredeyse tüm 'nasıllara katlanabilir." Fırsat bulunur bulunmaz, varoluşlarının ürkütücü nasılına katlanmalarını sağlayacak bir güce ulaşmaları için, yaşamlarında bu insanlara bir neden -bir amaç- göstermek gerekir. Yaşamında hiçbir anlam, amaç, hedef göremeyen ve bu nedenle sürdürmeyi anlamsız bulan kişinin vay haline! Kaybetmesi uzun sürmeyecektir.