''Halbuki onun devrimciliği, bizim hayallerimizi bile aşan bir enginlikte idi. Mavi gözlerine baktıkça, gelecek zamanların rüyalarını görürdük. Acaba eserini tamamlayıncaya kadar yaşayacak mıydı? Bütün kaygımız bundan ibaret.''
''..Birinci Dünya Harbi'nde kocası ile bir Ada oteline inen Türk kadını, polis müdür tarafından kolundan tutulup kovulmuştur. Aynı arabaya binen kadın ve erkekten, polis karı koca vesikası sormaktadır. Üniversite vardır ama içinde hür düşünce nefes yer alamaz. Felsefe, medresenin malıdır. Biz iler Türkçüler nihayet bu kargaşalıktan kurtulmak zamanı geldiğine seviniyoruz. Bereket Msutafa Kemal, Enver gibi, gericiliğe dayanarak sadece şahsi hüküm ve nüfuz kazanmak eğiliminde değildi. Hayalimizde ne varsa, onun yıkılmaz ve karşı konulmaz itibarına güvenerek gerçekleştirecektik.''
''Tarihimizde değişmeyecek gerçek şudur: Biz Birinci Dünya Harbi'ne girmeyebilirdik, girdik. Girmeseydik ne olacağı üzerine herkes bir hayal yürütebilir. Fakat girdiğimiz için Osmanlı saltanatı battı.''
''Hakimiyet ve saltanat hiç kimseye hiç kimse tarafından ilim icabıdır diye müzakere ile verilmez. Hakimiyet ve saltanat kuvvetle, zorla alınır. Türk milleti bu hakimiyeti kendi eline almıştır. Şimdi bu millete saltanatı bırakacak mısın, diye sorulmaz. Mesele emri-i vakidir ve behemehal olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi böyle tabii görürse, muvafık olur. Yoksa hakikat gene usulü dairesinde ifade olunacaktır.
Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.''