İstanbul, Mustafa Kemal’in gençlik aşkıydı; üniformasıyla cakalı bir şekilde sokaklarını arşınladığı, meyhanelerinde kadeh tokuşturduğu, mesirelerinde pikniğe gittiği, Harbiye’sinde arkadaşlarıyla gizli planlar yaptığı, sularında düşman gemilerini gördüğünde kederli bir kıskançlığa kapıldığı ilk göz ağrısıydı.
Benim yetiştiğim yıllarda halkın tümünü birbirine bağlayan bir ortak alan vardı. Bu alanın içine Hz. Muhammet Mustafa da giriyordu, Mustafa Kemal de. Peygamber manevi dünyanın sultanıydı, Mustafa Kemal ise bir “vatan kurtarıcı.”
..Ayrım sonradan yapıldı ve Türkiye, neredeyse dindarlar ve dinsizler diye ikiye bölünecek duruma getirildi.