En son incelememi yazdığımdan bu zamana 3 ay küsür zaman geçmiş yani benim için uzun bir süre. Yazacağım bu incelemenin suskunluğumu bozmasının 2 nedeni var. Birinci neden bu kitabı bir nevi inceleme yazmak istediğim ama yapamadığım Bozkurtlar kitabının anısı için (aynı ölüm yıldönümü anmak gibi oldu) ve tabi kitap incelenmeye değer olduğu için.
İkinci ve daha güçlü neden ise uzun süredir okumak istediğim bu kitabı İstanbul'dan bir arkadaşımın hediye etmesidir. Bu jest için kendisine çok ama çok teşekkür ediyorum. Bu kitap hayatım boyunca özel bir hediye ve güzel bir tarihsel roman olarak kütüphanemde yaşayacak. Ne zaman bu kitabı görsem hediyeyi aldığım andaki mutlu anımı gülümseyerek hatırlayacağım. Bir incelemeden çok bir günlüğe dönüştüğünün farkındayım arkadaşlar ama bunu yazmadan incelemeye başlamaya gönlüm elvermedi.
BU KISIM BOZKURTLAR KİTABI HAKKINDA AZICIK MİKTAR SPOİLER İÇERİR !!!
Yazar Nihal Atsız ile ilk olarak geçen sene Nisan ayında " Bozkurtlar" eseriyle tanımıştım. Kitap beni alıp Orta Doğu'da Ötüken diyarına Göktürk topraklarına götürmüştü. Bu kısımda hakkında inceleme yazamadığım Bozkurtlar kitabına atıfta bulunmak istiyorum Bozkır hayatını hiç görmemiş olan ben iliklerime kadar bozkır yaşamını hissetmiştim. Sanki Kürşat'ın askerlerinden biri de bendim, Çinlilere karşı sefere çıktım, yeri geldi aç kaldım, sele kapıldım ve kurtuldum, Yamtar Onbaşı'nın güreşlerini 1. tekil şahıs gibi izledim, hatta yeri geldi Kürşat bile oldum (atın üstünde şehit olması o nasıl bir destansı andı) Almila'ya ben de tutuldum vs.
Kısacası Nihal Atsız romanlarını okutmuyor insanlara yaşatıyor, o karakterleri içinize işliyor sanki etrafınızda tanıdığınız birilerini, yaşadığınız bir geçmişi okuyor gibi hissediyorsunuz. Aynı şekilde Deli Kurt kitabına başlarken yine