BİR KİTABIN SAYFALARI
Baktım rüzgarsın sen.
Baktım çamaşır ipini zorluyorsun
Hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim
Baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun.
Ayağına terlik giy, bildiğimiz şeylerin taşında,
Yalın ayak geziyorsun.
Biz satranç oyuncusuyuz sevgilim,
Üzerimizde kara bir leke
Biz satranç oyuncusuyuz.
İnanmıyoruz ceketlerin düğmelerine,
İnanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe
İşte yitirdik bütün taşlarımızı
Darmadağınık oyun tahtası.
Bir tek şahımız kaldı sevgilim
O da evli iki çocuk babası.
Kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim
Uykumuzu bölüyor burdan çocukluğumuza kadar,
Burdan çocukluğumuza kadar bir telaş…
İçi boş kuşları kovalıyoruz,
Hep bir sebep arıyoruz herkese küsmek için.
Hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar.
Yaşamak, çukur yerlere doluyor diyorlar,
Bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan.
Schopenhauer e göre; dünyanın ancak onu kavrayan bir öznenin kurduğu ilişki bağlamında var olduğunu söyler. Ona göre dünyanın bizim tasarımımız oluşu zamandan, zamandan veya nedensellikten daha genel bir kalıp olması ve tüm nesneler sınıfının onu gerektirmesi bakımından a priori tek gerçeklik niteliği taşır: Bu tanım isteme ve tasarım olarak dunya kitabinda ki tasarima yaptığı tanimlamadir. Isteme ise oznenin emprik tasarimi olarak 2 şekilde tanımlama yapmıştır.
Düşünün bu fikirleri henüz 28 yaşında doktora tezi aşamasında geliştirmiştir.