Kesin yargılara varmamamız için kurgulanmış bu dünya.Neye inanırsak yanlış,neyden emin olursak yanlış,neye güvenirsek çürük,neyi istersek ulaşılmaz...Ne biçim bir yer burası.Yazık bize!
Şaheser. Muhteşem bir üslupla yazılmış. Kitapta günümüzde kullanılmayan yüzlerce kelime var. Ama hiçbiri için sözlüğe bakma ihtiyacı duymadım. İlk kez gördüğüm kelimeler cümleye öyle doğal bir şekilde işlenmiş ki sanki her birinin anlamını hissettim. İhsan Oktay Anar'ın tasvirleri çok gerçekçi, dönemin ruhunu tam manasıyla anlatabilmiş. Fantastik bir roman ama kişileri çok gerçek, olayların yaşanmış olduğunu düşünüyor insan. Çok, çok, çok beğendim. İnançlardaki ortak özü ince, ipince dokunuşlarla yazmış. Manevi alanda saklanan sır'rı sezdirmiş, sanki söz söylemeden okuyucunun kalbine göndermiş. Eyvallah üstad, eyvallah!
Okunası değerli bir kitap. Pratik öğütler içeriyor. Bilgeliğin kapılarını aralamak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı. Teknikleri uygulamak istiyorum.
Nobel ödülü almış bu roman. Toplumun yapaylığını işlemiş. Kendi ölçütlerine uydurmaya çalıştığı zeki bir gencin tükenişini anlatıyor. Kitabın sonundaki itiraf ile herkesin ne kadar yanlış davrandığı bir kez daha söyleniyor. Gençlerin doğal gelişimlerine müdahale edildiğinde beklenen sonuç alınamıyor. Üslup olarak hoşuma gitmedi ama yazıldığı dönemle ilgili bazı bilgiler veriyor. Öğretmenlik mesleğiyle ilgili keskin tespitler var. Çocuğunuzun öğretmenine okutmak isteyebilirsiniz. Çocuklar üzerinde hırs, baskı ve inat davranışlarını göstermez belki.
Kitap 2009 yılında yaşananları anlatıyor. Domuz Gribi diye uydurulan bir hastalık üzerinden neler yapıldığını, neler hedeflediğini yazıyor. Ne yazık ki on yıl sonra kitapta anlatılanları yeniden yaşadık. Bu sefer daha büyük etkisi oldu, bütün dünyada uzun süreli bir korku havası oluşturdular ve aşılama hedeflerine sanırım ulaştılar. Great Reset dedikleri şeye daha da yaklaştılar.