Medeniyet oyununda kural şudur: Birinci öncelik insan ırkının varlığını garanti altına almak ve onlara rahat bir hayat sağlamaktır. Bunun dışındaki her şey ikinci plandadır.
Berat Albayrak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı yapmış eski bir devlet adamımız. Bu kitabında da bu iki dönem yaptıklarını, yapmak istediklerini ve hatıralarını anlatıyor. Kitabın ismini de bir zamanlar kendisiyle özdeşleşmiş olan sözü “Burası çok önemli – Burası çokomelli” olarak koymuş. Kitabın başlığındaki “Burası” bölümünün Türkiye haritasının içinde verilmesi de güzel bir detay olmuş.
Kitabı okurken Berat Albayrak’tan özeleştiriler de beklemiştim ama bunları bulmak mümkün değil. Genel olarak yaptıklarının ne kadar doğru olduğunu, yapamadıklarının ise bahanelerin ardında bırakıldığını görüyorsunuz. Türkiye’nin üretim ekonomisine geçişi konusunda attığı adımları doğru bulmakla beraber, kimse hatasız ya da yanlışsız değildir ve bir anı kitabı olarak değerlendirilebilecek bu kitap bu yanlışlardan hiçbirini içermiyor.
Kitabın ilk bölümü Enerji Bakanlığı dönemini anlatıyor. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve uzun vadede üretici ve dağıtıcı konumuna geçmek için neler yaptığını anlatıyor.
“Her insan doğal olarak elektrik düğmesine bastığı anda ışıkların yanmasını, ocağı çevirdiği anda yemeği ısıtmaya başlamayı, doğalgazın yaygınlaşması ile yataktan kalktığında sıcak bir evde uyanmayı istiyor. Bu istek artık günümüz dünyasında bir hak ve temel bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Enerjinin varlığını ve sürekliliğini içinde bulunduğumuz yüzyılda o kadar çok içselleştirdik ki, en ufak bir enerji kesintisi bile rahatsızlığa neden oluyor. Sonuç olarak varlığında işinizi ve normalinizi sürdürüyorsunuz ama yokluğunda ve kesintide ciddi bir toplumsal tepki ile karşılaşıyorsunuz. Dolayısıyla enerjide öyle bir strateji izlenmeli ki, uzun vadede küresel alanda söz sahibi olabilmeli, kısa vadede ise insanınıza kesintisiz, kaliteli ve uygun maliyetli bir enerji