YouTube ve Instagram’daki influencerlar da neoliberal iktidar tekniklerini içselleştirir. İster seyahat ister güzellik ister fitness influencerları olsun, sürekli özgürlük, yaratıcılık ve özgünlük yeminleri ederler. Ürünleri kendi sunumlarına akıllıca yerleştirdikleri için yaptıkları reklamlar rahatsız edici olarak algılanmaz. YouTube’daki geleneksel reklamlar ad-blockerlar tarafından kaldırılırken, onlarınki özel olarak aranır ve istenir. Influencerlara rol model olarak tapılır. Dolayısıyla bu her şeye dini bir boyut kazandırır. Motive edici konuşmacılar olarak influencerlar, kurtarıcılar gibi davranırlar. Genç takipçiler, influencerların sahnelediği günlük yaşamlarında tükettiklerini iddia ettikleri ürünleri satın alarak birer mürit olarak onların hayatına iştirak ederler. Böylelikle takipçiler bir dijital Efkaristiya’ya [şükran ayinine] katılırlar. Sosyal medya bir kilise gibidir: Like âmin demektir. Paylaşmak birliktir. Tüketmek kurtuluştur. Influencerların dramaturjisi olarak tekrar, can sıkıntısına ve rutine yol açmaz. Daha ziyade, bütüne bir ayin karakteri verir. Aynı zamanda, influencer, tüketim ürünlerini kendini gerçekleştirme araçları gibi gösterir. Kendimizi ölümüne gerçekleştirirken, aynı zamanda kendimizi ölümüne tüketiriz. Tüketim ve kimlik iç içe geçer. Kimliğin kendisi bir meta hâline gelir