Mart ayında kardeşimle beraber başlayıp ara ara okuduğumuz bir kitaptı. Kitabı bitiremeden araya sürekli bir şeyler girdi ve okuyamadık. Nasip bugüneymiş.
Kitabı okudukça hayranlığım arttı. Bu konularda ne kadar bilgisiz olduğumu ve bu bilgisizliğimden kaynaklı Müslüman bilim adamlarının ne denli buluşlar yapmış olduğunu, onlara hiç sahip çıkmadığımızı anlamış oldum. Hatta bazı bilim adamlarımıza Avrupa’nın daha çok sahip çıktığını ve onlardan “üstad” diye bahsettiklerini de öğrenmiş oldum.
Aynı zamanda çoğu bilim adamımızın hakkının yenip bilgisinin çalınıp icadına gölge düşürüldüğünü ve o icatları ders kitaplarımızda hep Avrupa kaynaklı kişilerin bulduğunu ama aslında öyle olmadığını da öğrenmiş oldum.
Bunun sebebinin bizim bilgisizliğimiz olup, sahip çıkamayışımızdan kaynaklandığını da fark etmiş oldum..
İçeriği binbir bilgiyle dolu olan bir kitap.. Ayrıca okurken bolca utanç duyacağınız da bir kitap.. Utanç duyulmasının sebebi ise bize senelerce okullarda ne verilirse onu alıp kabul etmek ve sanki Müslümanların böyle bir şey yapacağını düşünmekten uzak olmamızdır.
Her satırı çizilesi kitaplardan biri. Bir anda okuyup bitirilmemesi, üzerinde durup düşünülerek okunması gereken bir kitap. Yazar kitabında çok ince mevzulara çok güzel bakış açısı getirmiş, önemli yerlere değinmiş. Okudum ama daha iyi bir sindirim için ara ara dönüp altını çizdiğim yerleri tekrardan okumam gerekecek.
Kitaptan önemli yerler:
Hasan Sabbah anlatıldığı gibi biri değil, çok daha tehlikeli ve çok daha değişik bir öğretisi var. Uyuşturucu vermek ya da sahte cennet vaatleri olsun, bunların hepsi uydurulmuş şeylerdi. Çünkü gerçek çok daha kötü ve sarsıcıydı. Onların hepsi aklı başında insanlar ama bir ideolojiye saplanmışlar. Bunları Hasan Sabbah'ı övmek için söylemiyorum; tamamen gerçekleri tarafsız bir şekilde yazmaya gayret edeceğim. Karşımızda öyle bir örgüt var ki ve bu örgütün öyle fedaileri var ki onları hiç fark edemiyorsunuz. Hepsi gri insanlar. Yani dönüp bir daha bakmayacağınız, şüphe etmeyeceğiniz kişiler. Şahsen ben bile, beni kendileri gibi azılı bir fedai haline getireceklerini tahmin etmiyordum.
Onlar, anlatıldığı gibi sizi kaçırmıyorlar veya size uyuşturucu hap verip, sahte cennetler ile kandırmıyorlar. Siz, zamanla onların içine giriyorsunuz fakat bunun farkında dahi olmuyorsunuz. Öylesine farklı bir dünyanın içine giriyorsunuz ki bir süre sonra farkında olmadan onlar için çalıştığını görüyorsunuz ve o örgüt için siz de başkalarını kendi saflarınıza çekmeye çalışıyorsunuz. Bunu rol amaçlı yapmıyorsunuz. Dünyadaki tüm inananlardan çok daha farklı bir bağlılıkla kendi inancınıza bağlanıyor ve bu inanç sizi zamanla tarihin en gizemli, en fazla sır saklayan infazcısı haline getiriyor.
Öncelikle bunları anlamanız için Şii, İsmailî ve Bâtini düşüncelerini çok iyi bilmeniz gerek. Bunları böylesine korkusuz hale getiren şeyin uyuşturucu değil, uyuşturucudan çok daha öte bir tehlike olan ideolojik düşünce yapısının olduğunu anlamanız gerekir.
İlk yaptıkları kafaya şüphe tohumları ekmek. Bunun için de Hz. Peygamber'in hadislerini gözden düşürmeye çalıştı. "Hz. Peygamber yanılmadı, sadece onun söylediği sözleri bize yanlış aktardılar," diyerek şüphe tohumlarını
Kadir Mısıroğlu deyince hep bir adım geride duruyordum. Genellikle ağır kitaplar yazıyor çünkü. Tâ ki bu kitabını okuyana kadar. Bu tarz kitaplarının olması da okuyacaklar için tereddütsüz başlayabilecekleri roman serisi olmuş. Çok sürükleyiciydi
Sahabeye hiç bu pencereden bakıp, incelememiştim.
Her okuduğum sahabe hayatı bana o kadar çok şey kattı ki.. Sadece okumak için değil, hayata da aktarma yapıyorsunuz okudukça.