İnsanoğlu imkânı oranında zavallılıklarla da çevrilidir. Bilgisi arttıkça bilgisizliğinin artışı gibi. Filozoflar, bilgilenişteki bu çıkmazı ve çelişkiyi gördüler. Ama yinede bilginin çekiminden kendilerini kurtaramadılar.
Kimi insan muallaktadır. Ve sanki hep böyle askıda olmayı sevmekte. Gökyüzünde yaşıyor gibidir o. Hayaller, hülyalar ve rüyalar içinde. Ama bu sürrealde oluş, onu sürnatürel ya da fizikötesi insanı yapmaz. Bulutlar gibi şekilden şekile girer bu insan. Hatta kimi zaman, güzel şekillere bile belki. Ama hiçbir zaman belli ve esaslı bir sabitliğe kavuşamaz. Ordan oraya süreklenip durur. Esen rüzgara tabidir. Kararsızdır. Binbir şekilli görünse de aslında amorftur ya da deformedir.
... bizim kendi kendimizi sınayıp denememizdir. Bizi, varolmanın gerektirdiği bu yaman otokritik hengamesinde, bu amansız iç kurcalaması karşısında yalnız bırakmamak anlamına gelir, bu sınayış, bu deneyiş.