Mutlu olmakla ilgili olarak hatırlanması gereken önemli bir nokta vardır.
Mutlu olmayı gönülden istemeniz gerekir.
Depresif, üzgün ve mutsuz oldukları onca yıldan sonra, muhteşem, güzel, neşeli bir haberle bir anda mutlu olmuş insanlar vardır.
“Bu kadar mutlu olmak yanlış!” derler. Eski zihinsel kalıplara o kadar alışmışlardır ki mutlu olmak onları rahatsız eder. O tanıdık depresif ve mutsuz hallerine geri dönerler.
İngiltere’de uzun yıllardır romatizması olan yaşlı bir kadın tanıyordum. Dizine vurur, “Bugün romatizmam kötü. Dışarı çıkmam mümkün değil. Romatizmam beni çok mutsuz ediyor” derdi.
Kadın bu yüzden oğlundan, kızından ve komşularından büyük ilgi görüyordu.
Aslına bakılacak olursa, romatizmasının olmasını istiyordu.
Kendi ifadesiyle, ‘mutsuzluğundan’ zevk alıyordu. Bilinçaltında, gerçek anlamda mutlu olmak istemiyordu.
Onu iyileştirecek bir prosedür önerdim. İnançla ilgili bazı alıntılar yaparak, dikkatini bu gerçeklere verdiği takdirde zihinsel tavrının kesinlikle değişeceğini söyledim.
İnancı ve özgüveni yeniden sağlıklı hale gelecekti ama bu onun ilgisini çekmedi. Pek çok kişi gibi o da tuhaf ve karamsar bir zihinsel kalıba takılmıştı.
Mutsuz ve üzgün olmayı seviyordu; ya da en azından mutsuzluğunun ona sağladığı avantajları seviyordu.