Önemli olan neye sahip olduğumuz değil onu nasıl taşıdığımızdır, onu zihnimizde nasıl çerçevelediğimiz ve bizim için ne anlam ifade ettiğidir.
Sahiplenicilik ve bağlanma gururun bir sonucu olarak gelişir. Bağlanma bu nedenle bir potansiyel bir üzüntü kaynağıdır çünkü bağlanmak kaybetme korkusunu da beraberinde getirir, kaybetme ile de tekrar bezginlik, depresyon ve yasa geçiş yaparız.
Sahip olduğumuz arabayla gurur duyarsak ve çalınırsa acı, ıstırap ve üzüntü duyarız. Ama arabayla daha rahat bir bağ kurarsak ve güzellik ve mükemmeliyetinden memnuniyet duyar, ona sahip olduğumuz için minnettar olursak kaybolması bize daha az acı verir.
Olumsuz duyguların ifade edilmesi içeride bastırılan duyguların ufak bir miktarının dışa vurulmasını sağlar ki içeride kalan kısmı bastırılmaya devam edebilsin.
Bu noktanın iyi anlaşılması çok önemli çünkü toplumdaki pek çok insan duygularını özgürce ifade ettiğinde o duygularından kurtulacağına inanıyor.
Aslında bunun tam tersi geçerlidir.
Bir duygunun ifade edilmesi onun çoğalmasına ve daha çok enerji kazanmasına neden olur.
Ayrıca bir duygunun ifade edilmesi geride kalan kısmının bastırılmaya devam edilmesine ve farkındalık alanı dışında kalmasına neden olur.