Ben yetişkin olup da bu kelimenin anlamını bilen herkesin bu kelime üzerine mutlaka kısa da olsa düşündüğünü öne sürüyorum. Soruyu doğru anlayalım bu arada, intihar etmeyi düşünmekten söz etmiyorum, intihar kavramı üzerine düşünmekten söz ediyorum. Ölüme bakmaktan, onu düşlemekten ve onun bilinmezliğine düşünsel anlamda adım atmaktan bahsediyorum.
Bu hayatta ''Herkesin ölüme bir bakışı vardır, ölüm gelir senin gözlerine bakar..''
Ben sıklıkla intiharı, ölümü düşünüyorum. Ölümlerimizi bekleyen ve ölmemek için, hayatta kalmak için direnen makineleriz bana göre. Daha iyi bir yaşam, daha iyi bir meslek, daha iyi bir vücut vs. Hepsi aslında ölmemek için edindiğimiz silahlar. Doğduğumuz yani yaşama adım attığımız andan itibaren ölmemek için silah topluyoruz. Bizi yetiştirenler de bu silahları bize öğretiyor, bakınız; ''Aman iyi bir mesleğin olsun'' - ''Aman iyi birisiyle evlen'' - ''Aman iyi bir üniversitede iyi bir bölüm oku'' - ''Aman şöyle beslen, şöyle spor yap.''
Biz de haldır huldur koşturuyoruz bu yaşamda, iyi bir vücut, iyi bir meslek, iyi bir eş, iyi dostlar, iyi yaşam için tabiri caizse yarış atı gibi oradan oraya savruluyoruz. Farkında mısınız, iyi kelimesinin yaşamakla bir bağlantısı var? Ölmek kelimesine de kötü kelimesi kalıyor.
İyi ölümlerden sakınmak için kötü
yaşamların kucağında intiharı düşlüyoruz.
Yorulmuyor musunuz? Sonunda öleceğiniz bir yaşamı kıyasıya mücadele vererek yaşamaktan? Sonu belli olan bir filmi izlemekten sıkılmadınız mı? Mesela yorulmadınız mı cennet - cehennem geriliminde insan olmaya çalışmaktan? Hepimiz ayrı ayrı bakıyoruz ölüme ve bir gün gelip gözlerimize bakmasını bekliyoruz. Bu bekleyiş kemiğe dayanmış bir bıçak misali yakmıyor mu canınızı?
Çözüm bulamadığınız adaletsizlikler mesela? Mendil satan 7-8 yaşlarındaki çocukların
Yalnızım, kimsenin olmadığı kadar. Ne bir dost ne de bir post! İstemiyorum da kimseyi. Düşünüyorum... Ben
kendi sesimi duymazken kim duyacaktı ki beni?