Ve onlar, kendi ülkelerinin yurtlarının
sürgünleri vadi dibindeki derin mağarada, gür ateşin yanıbaşında daha bir yakınlaşıyorlar birbirlerine; ahları, inleyişleri birbirine karışıyor, düşleri birbirine ulanıyor ve umutsuz hayatları
kimsenin birbirinden ayıramayacağı bir birlik yaratıyor.
Ne zulmün, ne yangının, ne göçün, ne
de kaçışın farkında olmayan çocuklar ağlaşıyor. Vatanın yurdun, demi devranın, ölüm kalımın ne olduğunu bilmeyen çocuklar, çocukluklarına devam ediyorlar.
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.