Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü adlı eseri, Türk edebiyatının en önemli aile romanlarından biridir. Roman, Ali Rıza Bey’in ailesi üzerinden toplumsal değerlerin çözülüşünü, yanlış batılılaşmayı ve ahlaki yozlaşmayı işler. Ali Rıza Bey, dürüst, çalışkan ve namuslu bir Osmanlı aydınıdır; fakat çocuklarının hırsları, arzuları ve modernleşme hevesleri, aile bağlarının zayıflamasına yol açar.
Romanın adı, yaprakların birer birer dökülmesi gibi ailenin dağılmasını simgeler. Özellikle kızlarının hayatlarındaki seçimler, Ali Rıza Bey’in ilkeleriyle çatışır. Bu çatışma, bireysel mutluluk arayışı ile geleneksel değerler arasındaki gerilimi gösterir.
Eserde, aile içindeki çözülme sadece bireylerin tercihlerinden değil, dönemin toplumsal değişimlerinden de kaynaklanır. Reşat Nuri, karakterler üzerinden ahlaki değerlerin önemini vurgularken aynı zamanda bireyin özgürlük arzusunu da dile getirir.
Sonuç olarak Yaprak Dökümü, birey-toplum çatışmasını, değerler yozlaşmasını ve aile bağlarının kırılganlığını etkileyici bir şekilde ortaya koyan, bugün hâlâ güncelliğini koruyan bir eserdir.
Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.
Güzel, akıcı ve hüzün dolu alışılmışın ötesinde bir aşk hikayesi…
Sıkılmadan sonunu iple çekeceğiniz keşke böyle bitmeseydi diyebileceğiniz bir kitap… Keyifli okumalar.
" Bazen mecbur kalır insan"
Fareler ve insanlar, birbirine zıt karakterdeki tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü, kuvvetli ama akli dengesi yerinde olmayan can yoldaşı Lennie Small'un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat sürmenin hayalini kuran ikilinin öyküsünde dostluk, vefa, dayanışma, bağlılık önemli yer tutar.
Spoiler vermek istemediğimden çok fazla hikaye detayına değinmedim. Sonlara doğru hüzünleneceksiniz. Bazı şeyleri yapmaya mecbur kalmanın çaresizliğini görmeniz bu hikayede mümkün.
Keyifli okumalar dilerim.
Nihilist bazarovun sonu böyle mi olmalıydı?
Turgenyev'in bu eşsiz yapıtında eski zihniyetin temsilcisi olan babaların, yeniliğin öncüsü olan oğullarının çatışmasını bize tüm açıklığıyla vermektedir. Eski toplumun değer yargılarını hiçe sayan, her şeyi reddeden temsilci oğullar, toplum tarafından dışlanan, hor görülen tiplerdir. Toplumda kendine yer edinemeyen, aslında eski toplumun zihniyetinin bir parçası olamayan bazarovun yavaş yavaş bitişini görürüz. Bu bitiş bir son mu yoksa bir kurtuluş mu bilemiyorum (: Bazarov her ne kadar sevilmeyen, ukala, sevimsiz biri olsa da aslında çoğumuz da kim bilir belki bir bazarovuzdur. Ben yine de her ne kadar sevimsiz de olsa bu cesur, bu her şeye başkaldıran bazarovu sevdim diyebilirim. Toplumda da ne yazık ki düşüncelerini açık bir şekilde dile getiren, yenilikçi zihniyetlerin her zaman hor görüldüğünü, sevilmediğini görmek mümkündür.
Tolstoy'un bu eserinde ölüm döşeğinde acılar içinde kıvranan Ivan ilyic karakteriyle ölüme bakış açısını görmüş oluyoruz. Ölümle burun buruna gelmiş adamın yaşadığı hayatın gerçek yaşamı olup olmadığı sorgulamaları, çocukluğuna dair anıların gözünde canlanması, geçmiş ile an arasında gidip gelmesi, yaşamı sorgulaması... Ivan ilyicin bedeninin acı çekmesinin yanı sıra aslında onu o dayanılmaz acılar çekmesine neden olanın manevi acılar olduğunu görmek mümkün... Ivan ilyic ölüm- yaşam sorunsallariyla, sorgulamalarıyla aslında ne yaşarsa yaşasın dogru veya yanlış ölümün kaçınılmaz bir son olduğunu göstermektedir. Kitabı okuduğunuzda kendi yaşamınızı sorgulayarak bulacaksınız... Ölüm acaba beni ne şekilde yakalayacak, acaba benim yaşamım yaşam mı? sorularıyla bulacaksınız kendinizi...Eser insanı manevi hayatını sorgulamaya iten bir eser... Kütüphanenizde bulunduracağınız kıymetli bir eserdir. Keyifli okumalar.