Bu gece kendime iyilik edip bir daha okudum.Cocukken aldığım o hissiyatin fazlasını almak müthişti.
Bazı kitaplardaki karakterler unutulur.George ve Lennie'nin hikayesini unutmayanlara iyi geceler:)
Felsefeye merakınız varsa ve nereden başlayacağım diyorsanız buyrun:) Felsefe tarihini,çesitli filozofların ortaya koyduğu kuramları hikaye havasında anlatmiş yazarımız.Ben felsefeye çok ilgiliyim ve doluyum bu konuda diyorsanız,ya bilgilerinizi tazelersiniz ya da sıkılabilirsiniz.
Yine de eğlenceli bir kitap
Yazarımızın soyismini telaffuz etmeye çalışıyorum hala:) Paris Sıkıntısı betimlemesin de "uyumu uyağı olmadan da şiirli, ezgili olan, ruhun içli devinimlerine, imgelemin dalgalanmalarına, bilincin çarpıntılarına uyacak kadar kıvrak ve çarpıntılı bir şiirsel düzyazı tansiği."demiş kendileri.
Kitabımız 50 hikayeden olusuyor.Hikayeler günce tarzinda.Hem tek hem bütünler gibi.
Normalde içinde dolusuya öfke bulunduran kitaplar tercihim değildir fakat metaforlarıyla o duyguyu yumusatma tarzını begendim,diğer kitaplarını da merak ettirdi.Düz yazı şiiri deyince aklıma geleceği kesin:)
"Ulu Tanrım, izin verin, birkaç güzel dize yaratayım da insanların en aşağılığı olmadığı mı, hor gördüklerimden aşağı olmadığımı kanıtlayabileyim kendime."
Tertemiz.
Birbirinden güzel üç menkıbe ve hikayeleştirilmeleri yerli yerindeydi. Savaş,merhamet,öfke,benlik arayışı,dini mitler.. 80 sayfada tam tadında bırakılmış.Zweig'ın okudugum ilk kitabı olmasını tercih ederdim.
Cemil Meriç'in büyük övgüsü üzerine büyük merakla başladım,incelemeler de dikkatimi çekmisti.Özetin özetini okumuş oldum,ama bu yeterli oldu sanirim.(yarıda bırakırmısım)
Yazarımız rektörmüş ve bir eğitimcinin "haylaz ögrencilerine" ders niteliğide yazdigi bir kitabi okudum sanki.
Kuramsal kısmı okurken tamamdir dedim dolu dolu bir şeyler geliyor.Sonrasında "mükemmel çalışkan insan modeli" böyle olur öğütleri sıralanıyor.Ben keyif almadım bu yüzden.
Ama şu paragrafı güzel:Eğer halkın büyük bir kısmı büyük üstatların romanlarını takip edebiliyorlarsa bu okuyucuların çoğunluğunda hislerin uyuduklarını ve şuurun aydınlığına çıkmak için fırsat beklediklerini gösteren bir delil değil midir?