Kim olursak olalım dünya ehlinin bizi hesaba çekmesine fırsat verdiğimiz zaman işin aslını tahrip etmişizdir. Peki, nedir işin aslı? İşin aslı ecelin Türk korkusu çektiğidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türk varlığını bir kavim olarak teşhis etmenin imkânı yoktur. Medeniyetle, kültürle, kavmiyetle Türklüğü birleştiremezsiniz. Türklük bir ethos, bir karakter, bir seciye, bir şecaat, bir ahlâktır. Nasıl Türkler dinlerinden başka bir şeye kıymet vermemişlerse, dine sahip çıkma haricinde bir şeyle de değer kazanmağa heves etmemişlerdir.
FIRTINA
Ben her taşı beş yüz yıl önce konmuş
Bir camiye tutunarak buluyordum kendimi
Bir yağmadan böyle kurtarıyordum kendimi (1966, Kasım)
der Sezai Karakoç üstadım. Biz de acizane onun yanına ve camisine geldik, kabul buyurursa. Büyüklerin ziyareti, ziyaretlerin büyüğüdür der biri de uydurup. Her neyse, biz vazifemizi icra eyledik. Eh, sıra sizde. Ruhu içün..
Kim bilir, nice insana elli, altmış sene sonraki hali gösterilse, yarınki hâline oturup şimdiden ağlayacak, belki de bir gecede ihtiyarlayıp şakakları ağaracaktır. Akıbeti unutmak, başa gelecekten kurtulmaya yetmiyor. Bu günden iyi hazırlanılmalı...