Rebi El Hayri Hazretleri, bir gün Kahire sokaklarında dolaşırken, bir pencereden kaza ile üzerine kül dökülmüş. İmam Şafiî Hazretleri'nin talebelerinden olan bu nezaket abidesi, bir kenara çekilip üzerini silkeledikten sonra yoluna devam etmiş.
-Niçin külü dökenlere bir şey demediniz, demişler.
Gülümsemiş ve şöyle demiş:
-Ateşte yanmaya lâyık bir günahkârın üzerine kül dökülürse, ne diyebilir ki?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Molla Cami anlatıyor: Cömert birisine sormuşlar:
-Fakirlere ve muhtaçlara verdiğin, dağıttığın şeylerden ötürü gönlüne kibir geliyor, onları kendine minnettar görüyor musun?
-Kesinlikle hayır. Ben kendimi aşçının elindeki kepçe gibi görüyorum. Verilen kepçeden geçse de veren aşçıdır. Kepçe, "rızkı veren benim" gibi bir hisse kapılabilir mi? demiş.
Beyazıd-ı Bestami devrinde, bir sofi, kâfir bir adama:
-Ne olur, gel sen de Müslüman ol da cehennem azabından kurtul, demiş.
Adam, o kaba sofiyi sarsan şu cevabı vermiş:
-İyi söz söylüyorsun da, Beyazıd gibi Müslüman olmak elimden gelmez, doğrusu senin gibi Müslüman olmak da istemem. Sizin imanınıza bakan kişinin imana karşı sevgisi azalıyor.