Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Venedik elçisi Antonio Jüstiniani, Yavuz Sultan Selim'in huzuruna girer. Yeri öpüp itimatnamesini sunar. Ülkesine döndüğünde herkes, âdeta bir ütopya medeniyetinin sultanı gibi gördüğü, hayalinde canlandırmaya çalıştığı cihan padişahının nasıl birisi olduğunu sorar. "Göremedim" der Jüstiniani... Merak ederler. "Odasına girdiğin, yanına kadar gittiğin hâlde nasıl göremedin?" Şu müthiş itirafta bulunmak zorunda kalır. "Kılıcı öyle parlıyordu ki, yüzüne bakamadım!"
Elçinin bu sözlerini duyan Haşmetli Hünkâr: "Paşalarım, Osmanlı'nın kılıcı parladığı sürece düşmanların başı daima önde olur. Ama Allah korusun, bu kılıç kınına girer ve paslanmaya başlarsa, o zaman bu kafalar yavaş yavaş dikilir ve birgün bize yukardan bakar." der.