Bir sınavım için okumak zorunda olduğum bu kitap için elimden geldiğince objektif olmaya çalışacağım.Ne kadar başarılı olurum bunda bilemem.
Mustafa Kutlu hikaye yazarlığı konusunda günümüzde en önde gelen isimlerdendir.Ancak maalesef aynı şeyi deneme yazarlığı için söylemeyeceğim.Sebebine geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki bu kitabı şahsen ben ilerde öğrencilerime,gençlere okutmam.Bu sizin için biraz şaşırtıcı olabilir.Ancak belli bir yaş ve bilgi birikimine ulaşmış okurlar,bu kitabı okuduğunda ne demek istediğimi anlayacaklardır.
Öncelikle kitabın iyi yanlarından bahsedeyim.Günümüz modern yaşamının olumsuzluklarını Kutlu tüm çıplaklığıyla okura yansıtıyor.Örnekleri de dikkat çekici.Mesela apartman sitelerini hapishaneye benzetiyor.Ayrıca cümlelerinde doğanın,tarımın,suyun,hayvanların üzerine titriyor;bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz.Yazar israfı yeriyor,kapitalizmin çarklarına kendimizi kaptırmamamızı öğütlüyor.Bunlar tabii olarak kitabın iyi tarafları.
Şimdi gelelim kötü taraflarına.Öncelikle yazar salt bir Osmanlıcılık oynuyor.Buna itiraz ediyorum.Çünkü Türk milletinin tarihi sadece Osmanlı tarihine sığmayacak kadar büyüktür.Bizim Hun,Göktürk,Uygur,Karahanlı,Selçuklu gibi nice şerefimiz,şanımız vardır.Ayrıca Cumhuriyet Osmanlının karşıtı değil bilakis devamıdır.Bu bakımdan yazar maalesef Osmanlıya takılıp kalmış,kendisini 21.yüzyıla adapte edememiştir.İkinci husus ekonomi konusunda söyledikleridir.Yazar bilimi ve tekniği terk etmemizi, barajları yıkmamızı,tası tarağı toplayıp köylere geri dönmemizi öğütlemektedir.Ekonomi olarak günümüz karma ekonomisini terk edip ne olduğu belli olmayan 'kanaat ekonomisi'ne yönelmemizi söylemektedir.Dolayısıyla ihracatı gereksiz görmekte,yoksulluğu övmektedir.Bu ne büyük yanılgıdır! Bilim bir öcü gibi görülebilir mi?