SD

SD

, bir kitap okudu
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Sophokles
8.4/10 · 11,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Hakikatin Yükü: Kral Oidipus’ta Bilmenin Trajedisi”
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kral Oidipus’u benim gözümden okumak, bir trajediyi izlemekten çok, bir yargılama salonunda bulunmak gibidir sanık da hakim de aynı kişidir. Sofokles burada kaderi bir sis gibi değil, bir kanıt zinciri gibi kurar. Adım adım. Kaçışı olmayan, ama inkarı mümkün bir zincir. Oidipus’un hikayesi özünde basittir . Thebai’yi kasıp kavuran vebanın sebebi, eski kral Laios’un katilidir; katil bulunmadan şehir kurtulamaz. Oidipus, akla ve düzene inanan bir kral olarak bu görevi üstlenir. İşte trajedinin kalbi tam burada atar Aranan suçlu, arayanın kendisidir. Sofokles’in acımasız zekası, hakikati dışarıda değil, insanın kendi içinde saklar. Ben bu metni okurken Oidipus’u kibirli bir zalim olarak görmüyorum. Tam tersine fazla dürüst, fazla cesur, fazla akılcı. Kehanetlere sırtını dönmesi bir inkar değil; insan iradesine duyduğu inançtır. Babasını öldürüp annesiyle evleneceğini öğrenince Korinthos’tan kaçması, suçtan değil, günahtan kaçma çabasıdır. Trajedi de burada doğar iyilikle atılan adımlar, felaketin yolunu döşer. Eski Yunan’ın o sert gerçeği erdem her zaman kurtarmaz. Tiresias sahnesi özellikle çarpıcıdır. Kör kahin gerçeği görür gören kral kördür. Bu karşıtlık süs değil, omurgadır. Sofokles bize şunu söyler adeta ; Bilgi görmek değildir görmek de bilmek değildir. Oidipus gerçeği öğrendikçe özgürleşmez, zincirlenir. Çünkü bazı hakikatler insanı yüceltmez, parçalar. İokaste’nin konumu da benim için önemlidir. O, kehanetleri küçümseyen, teselli etmeye çalışan, “fazla kurcalama” diyen sestir. Modern, makul, hatta koruyucu. Ama Sophokles bu sesi kurtarıcı yapmaz. Aksine, suskunluk ve kaçınma da suçun bir parçası olur. Trajedi yalnızca yapılanlardan değil, yapılmayanlardan da doğar. Finalde Oidipus’un kendini kör etmesi bir ceza değil, bir sembolik adalettir. Artık gerçeği
Edebiyat
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
“Savaşın Küllerinden Eve Dönen Akıl”
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2025 123. kitabı
Odysseia’yı bu kez bir destan gibi değil savaşın artçı sarsıntısı olarak okuyorum. İlyada’da kılıçlar konuşur, Odysseia’da ise savaşın bedeni terk etmeyen yankısı. Truva düşmüştür şehir yanmıştır zafer kazanılmıştır. Ama Homeros asıl soruyu şimdi sorar; Bir insan savaştan sağ çıkabilir mi? Odysseus, Truva Savaşı’nın galibi değildir sağ kalanıdır. Bu ince ayrım her şeyi değiştirir. Çünkü Odysseia’da düşman artık Truva askerleri değil denizdir, açlıktır, uykusuzluktur, hafızadır. Savaş meydanında öğrenilen her refleks, yolculukta bir lanete dönüşür. Sürekli tetikte olmak, kimseye güvenmemek, gücü zekayla birleştirmek….. Bunlar askerin erdemleri olduğu kadar, barışta taşınması ağır yüklerdir. Benim gözümde Odysseia, savaş sonrası ruh halinin destanıdır. Truva’da Odysseus hileyle kazanır. Tahta at bir askeri dehanın zirvesidir. Ama aynı zihin, barışta huzur bulamaz. Kiklop Polyphemos’a adını açıklaması bir zafer çığlığıdır “Ben kazandım” deme ihtiyacı. Bu, savaşın asker üzerinde bıraktığı en tehlikeli mirastır yenilmezlik sanrısı. Poseidon’un öfkesi tam da buradan doğar. Tanrılar, savaşta şımarmış aklı affetmez. Deniz yolculuğu, savaşın uzatılmış halidir. Her ada bir cephe, her durak yeni bir kuşatma gibidir. Skylla ve Kharybdis’te Odysseus bir komutan gibi karar verir bazı askerler feda edilecektir. Bu sahne acımasızdır ama dürüsttür. Homeros burada kahramanlığı değil, komutanlığın ahlaki yalnızlığını gösterir. Savaş, karar anında insanı yalnız bırakır. Sirens’te ise bambaşka bir savaş vardır zihin savaşı. Bilgiye, şöhrete, anlatılmaya değer bir kahraman olma arzusuna karşı verilen mücadele. Odysseus kendini bağlatır. Bu, destan edebiyatında nadir görülen bir şeydir ; Kahraman, kendini kendi elinden korur. Gerçek güç budur. Kalypso’nun adasında savaş biter gibi
Edebiyat
OdysseiaHomeros · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
“ Araf “
9/10
·294 syf.··
Beğendi
·
2025 122. kitabı
Dante’nin Purgatorio’su, İlahi Komedya’nın en insani kitabıdır. Cehennem’de günah kesinleşmiştir, Cennet’te erdem tamamlanmıştır. Ama Araf….. Araf kararsızdır. Benim sevdiğim de tam burasıdır. Çünkü insan dediğin şey, tamamlanmış bir heykel değil yontulurken acıyan bir mermerdir. Kitabın özü nettir ; Ruhlar arınmak için dağın eteklerinden zirveye doğru tırmanırlar. Yedi teras, yedi ölümcül günah. Gururdan başlar, şehvetle biter. Tesadüf değildir. Ortaçağ Hristiyan felsefesinde günah, sadece ahlaki bir hata değil yönü yanlış çevrilmiş bir sevgidir. Dante burada Thomas Aquinas’ın izinden yürür sevgi ya eksik sevilmiştir, ya fazla, ya da yanlış yere yönelmiştir. Araf, sevginin yeniden eğitildiği yerdir. Ben bu kitabı okurken hep şunu düşünürüm; Dante Tanrı’dan çok insanı ciddiye alır. Çünkü burada ceza yoktur disiplin vardır. Zalimlik yoktur pedagojik bir sertlik vardır. Bu, skolastik düşüncenin en asil tarafıdır . İnsan aklı ve iradesiyle yükselebilir. Yeter ki sabretsin. Mitoloji burada geri çekilir ama tamamen susmaz. Araf Dağı’nın kendisi bile antik dünyanın yankısını taşır. Dünya’nın öbür ucunda, okyanusun ortasında tek başına yükselen bu dağ, bana hep şunu hatırlatır Bu, Hristiyanlaştırılmış bir Olimpos’tur. Tanrılar gitmiş, erdem kalmıştır. Virgil’in hala Dante’ye rehberlik etmesi boşuna değildir. Akıl, vahyin kapısına kadar getirir insanı. Daha ötesine geçemez. Virgil’in Beatrice’e teslim ettiği yerde ben her seferinde durur, başımı eğerim. Çünkü bu sahne, aklın asaletiyle sınırının aynı anda kabulüdür. Dönemin ruhu da kitabın her satırında hissedilir. 14. yüzyıl İtalya’sı….. Sürgünler, siyasal entrikalar, çökmekte olan şehir devletleri. Dante’nin adalet saplantısı kişisel değildir tarihsel bir yaradır. Ama Araf’ta, bu öfke yumuşamıştır. Cehennem’de isimler
Edebiyat
İlahi Komedya - ArafDante Alighieri · Oğlak Yayınları · 20142,304 okunma