Meksika kırsalında öfkeleri ve yalanlarıyla kendilerini korumaya çalışan terk edilen, kaçırılan, suçlanan, öldüren ve öldürülen kadınların direniş hikayesi bu kitap ancak bana kalırsa sadece Meksika ile sınırlı değil bu direniş. Benzeri hikayelere her yerde rastlanabileceğini düşünüyorum ve işte kitabı güzel yapan da sanırım bu, bu gerçekçilik.
Kitabı okurken Ladydi ile ben de acı çektim, annesi ile sövdüm, Paula ile ağladım, Maria ile utandım ve hikayesine şahit olduğum her kadını bir parçam yaptım. Luna ile kolumu kaybettim, Georgia ile aşkımı, Aurora ile masumiyetimi...
Ben bir kadın olarak, bu geniş ormandaki değersiz bir ağaç olduğumu düşünen tüm ormancılardan kaçmak istedim ve kaçtıkça bu kitaba sığındım. Akıcılığıyla beni tamamen içine aldı ve sanırım gereğinden fazla içselleştirdim ancak bana kalırsa herkesin, özellikle de kadınların, okuması gereken bir kitap. Çünkü gerçekler okunmaya değerdir.