"Birisini bağışlamayı reddettiğinizde, hâlâ o kişiden bir şey istemektesinizdir ve eğer istediğiniz intikam dahi olsa, bu sizi ona sonsuza dek bağlı kılar."
"İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkûmdurlar."
Kitaba geçmeden önce düşüncelerimi ifade etmek isterim. Kitap okuma noktasında akıcı ve anlaşılır. Konusunu isminden de anlaşılacağı üzere bir mahkumun ölüm yolculuğundan alıyor. Bu yolculuğa eşlik etmeye hazır olmayan varsa tavsiye etmem. Bir süredir okuduğum kitapların temelinde hep ölüm temasının yer aldığını fark ettim ve aslında hepsinin çıktığı ortak bir nokta vardı: Ölümün gelmesinin belirsizliği. Ölüm insanların korkmadığını söylediği bir şey ama bunu kimsenin bilinçle söylediğini düşünmüyorum naçizane. Bence insanın en büyük korkusu ölümdür... Okuduğum kitaplardaki, filmlerdeki karakterleri düşününce hepsi hayatın akışına kapılmış, dur durak bilmeden yaşayan, keyif çıkaran kişilerdi. Ta ki öleceklerinin zamanını bilene kadar. Kitabı okurken de karakterde bunu görüyoruz. Kitap; ölümle, cezayla ilgili çeşitli sorgulamalarım vardı ama bazı şeyleri fark etmediğimi ve düşünmediğimi hissettirdi. Tabii bu kitabın ana teması ölüm değil, daha çok ölüm cezasının insanlık üzerindeki etkisini incelemiş yazarımız. Ve sisteme sunulan bir manifesto niteliğinde. Bu kitabı okumak noktasında yazarın kitabın ön sözünde eklediği alıntısı şöyledir: "Bu kitabın kaleme alınış nedeni iki türlü anlaşılabilir: Söz konusu olan ya bir bahtsızın son düşüncelerini karaladığı irili ufaklı bir tomar sarı kağıdın bulunup kaydedilmesi ya da bu talihsize rastlayan bir adamın, bir filozofun, bir şairin zihninde takıntı halini alan, bütün benliğine hakim olan, daha doğrusu bütün benliğine hakim olmasına izin verdiği idam düşüncesinden onu ancak bir kitaba dönüştürerek kurtulmasıdır." Hangi amaçla okuyacağınıza kendiniz karar verin.
Yazarın bu kitabı yazmasını temelinde yatan hikaye şöyle gelişir: Yirmili yaşlarında
Kitaba geçmeden evvel kendi görüşlerimi ifade etmek isterim. Yazarı ismi dışında bilmeyen biri için naçizane anlaması kolay bir kitap değil. Yazarın saçma felsefesini-ölüme bakış açısını, kişisel hayatını bilmeden kolay anlamlandırılacağını düşünmüyorum. Okuma noktasında sizi zorlamıyor ama içerde bilmeyen, sorgulamayan hatta araştırmayan için eksiklikler bırakabilir. Öncesinde biraz yazar ve yaşamını araştırma ihtiyacı duydum. Ayrıca okurken sorguladığım bazı kavramlar oldu ve eksik kaldığını fark edince felsefesini de biraz araştırma gereği hissettim. Okurken bu işimi daha da kolaylaştırdı. Kitaplarda benim için yaşanan olaydan ziyade vermek istediği mesajlar ve yazarın felsefesi baskın geliyor. Kitabı çok beğendim, içerisinde müthiş çözümlemeler var. Okuma noktasında sade, anlaşılır ve kısa zamanda bitecek kalınlığa sahip.
Biraz yazardan ve felsefesinden bahsetmek istiyorum. Kendisi Fransız düşünür, romancı, deneme ve oyun yazarıdır. Bireyi temele alan varoluşçuluk felsefesinin temsilcilerindendir. Cezayir'de yoksul bir ailede dünyaya gelmiştir. Babasını savaşta kaybetmiş ve annesine tutunmuştur. Hayatta ölümün en saçma hallerinden birinin trafik kazası olduğunu düşünen yazarın ölümü bir trafik kazası ile sonuçlanmıştır.
Yazarın kitap bağlamında saçma ve ölüm felsefesine değinmek istiyorum. Yazarın düşünsel gelişimi üç dönemde şekillenmiştir: Uyumsuz Dönem (Dünya ve insan uyumsuzluğu üzerine odaklanmış. Bu dönemde saçma felsefesini temellendirdiği kitabı yabancıyı, Caligula ve Sisifos Söyleni eserlerini yazmıştır). Başkaldırı Dönemi (Başkaldıran İnsan, Vebayı). Sevgi Dönemi (İlk Adam kitabını yazmış ama tamamlayamadan vefat etmiştir).
Yazara göre yaşamın en önemli iki uğraşı vardır: Ölüm ve Saçma.
-Saçma, dünya ile insan bilinci arasındaki bağın sorunlu olması
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma