Bir de, düşünce dirilişi konusunda, İslam ülkeleri içinde yalnız Türkiye'yi ilgilendiren yazı meselesi vardır. Kendi geleneksel yazısını atarak latin harflerinden yeni bir alfabe düzen Türkiye, bu yazı durumuyla köklü bir düşünce dirilişine gidemez. Geçmişin kültürüyle yazı değişmesi yüzünden tamamen ilgisini kesen Türk düşüncesi, temelli bir yapı nasıl kurabilir, bilinmez. Bu yazı, latin harfleri gibi bile değildir. Çağlar içinde yavaş yavaş gelişerek, sert ve kaba yerler yumşaya yumşaya, bir düşünceyi, kendisini mümkün mertebe peçeleyerek ifade etmek vasıtasıdır yazı. Bundan ötürü de, her harfin, her yazı unsurunun büyük bir geçmişi ve tarihi vardır.
Îmân muma benzer, dînimizin emir ve yasakları mum etrâfındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de İslâmiyet'tir ve din-i İslâm'dır. Îmânsız mum çabuk söner, îmânsız İslâm olmaz. İslâm olmayınca, îmân da yoktur. (Abdülhakîm Arvâsî)