VANYA: ...İzin ver de dostum, sobalarımızda odun yakmaya ve
ambarlarımızı keresteyle inşa etmeye devam edelim.
ASTROV: Sobanda turba yakabilir, ambarı da taşla inşa edebilirsin. Hadi, gereksinim nedeniyle ağaç kesilmesini
anlayalım, fakat bütün bir ormanın toptan yok edilmesine ne demeli? Rusya’nın ormanları balta darbeleriyle çatırdıyor, milyarlarca ağaç mahvediliyor; hayvanların, kuşların barınakları boşalıyor, ırmakların suları çekiliyor, kuruyorlar; olağanüstü güzel manzaralar geri dönmemecesine yitip gidiyor; bütün bunların tek nedeni, tembel insanoğlunun yere eğilip de yakacağını almayı akıl etmemesi.
(Yelena Andreyevna’ya.)
Öyle değil mi hanımefendi? Bu güzelliği sobada yakmak, yaratamadığımız şeyi yok etmek için mantıksız bir barbar olmak gerek. Kendisine verilen şeyi çoğaltması için mantıkla, yaratıcı güçle donatılmıştır insan, ama bugüne kadar hep yaratacağına yok etti. Ormanlar gitgide tükeniyor, ırmaklar kuruyor, av hayvanlarının kökü kurudu, iklim bozuldu, yeryüzü günden güne yoksullaşıyor, çirkinleşiyor.
(Vanya'ya)
Tabii dudak büküyorsun, ciddi gelmiyor sana söylediklerim... Belki, belki gerçekten de garip bir yan var bunda, ama kesilmekten kurtardığım köy ormanlarının yakınından geçerken, ya da kendi ellerimle yetiştirdiğim genç bir fidanlığın hışırdadığını işittiğimde, iklimin biraz da bizim irademize bağlı olduğunu ve eğer insanoğlu bin yıl sonra mutlu olacaksa, bunda benim de biraz payım olacağını biliyorum. Bir kayın fidanı dikip de nasıl yeşerdiğini, rüzgârda nasıl salındığını gördüğümde, içim gururla doluyor ve ben... gitmeliyim... Tüm bunlar eninde sonunda tuhaflık herhalde. Hepinizi selamlamakla şeref duyarım!