Merve

yerleşik hayata geçmekle birlikte din
on iki bin yıl kadar önce insanoğlu yerleşik hayata geçmeye başladı. avcılık ve toplayıcılık yerini gitgide tarıma ve hayvancılığa bıraktı. insan, doğanın büyülü ve ruhlarla dolu olduğuna inanmayı bırakıp bu ruhların yerine, onu düşmanlardan koruması ve yaşamak için ihtiyaç duydukları konusunda (ekinler için yağmur, hayvanların doğurganlığı vb.) yardım etmesi için taptığı kent tanrılarını koydu. dini ritüellerin anası kurban, insanlığın geneline böyle yayıldı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
insanlığın ilk dini
insanlığın ilk ve evrensel dini bir tür animizimdir: homo sapiens, çeşitli ruhların ve güçlerin doğaya yayılmış halde var olduğuna inanırdı. kabile, günümüzde şaman diye adlandırdığımız figürü, özellikle de avdan önce veya birinin iyileşmesini istediğinde, bu güç ve ruhlarla farklı bir bilinç durumunda temas kurmak ve diyaloğa girerek anlaşmakla görevlendirildi.
Spinoza'nın Tanrısı
o, dünyayı yaratmamıştır. ("kozmos" veya "doğa" ezelden beri mevcuttur.); dünyanın dışında değildir, dolayısıyla ona tamamen içkindir; insanlarınkine benzeyen vasıfları veya işlevleri yoktur ve onların işlerine müdahale etmez. tanrı etika'nın başında, olan her şeyin "tözü" olarak yorumlanır.
Ethica
spinoza iyi ve mutlu bir hayat yolu önermeyi hedefler. bu etik metafiziğe yani tanrı ve dünya tasavvuruna dayanmaktadır. kitabının, var olan her şeyin tek "tözü" olarak tanımladığı tanrı'ya ayrılmış bir ilk kısımla açılması ve ebedi saadete ayrılmış bir bölümle bitmesi bundandır. spinoza bu iki bölümün arasında, ikisinin birbirinden ayrı iki gerçeklik olmadığını göstererek bedeni ve ruhu yeniden tanımlamaya çalışır. (ikinci kısım) ardından -ahlakçıların yaptığı gibi mücadele etmek yerine arzunun ve aklın yardımıyla yönlendirilmesi gereken- heyecan ve hisler üzerine titiz bir analiz sunar (üçüncü kısım) ve son olarak akla değil duygularına boyun eğmiş olan insanın esaretini izah etmeye girişir (dördüncü kısım) bu yolun ana teması sevinçtir.
Sayfa 68·Kitabı okudu
2023 Okuma Raporları
Demokrasi
bireyler kederli tutkularına (korku, öfke, hınç, haset vb.) ne denli hakim olur ve hayatlarını ne denli akla göre idame ettirirlerse demokrasilerimiz de o kadar sağlam, canlı ve coşkulu olacaktır. bunu açıkça söylemese de, akıllarından çok duygularıyla harekete geçen yurttaşların diktatörleri ve demagogları seçebileceğini anlıyoruz. hitler versay antlaşması'ndaki küçük düşürülmenin ardından, alman halkının kızgınlığından ötürü son derece demokratik bir biçimde seçilmemiş miydi? donald trump beyaz saray'a, amerikalıların büyük çoğunluğunun hissettiği öfke ve korkudan ötürü girmedi mi?