odamın pencerisinden "karaçayır" dedikleri bir koyu yeşil ova görünürdü. göğün her rengini deniz gibi emen bu çayırın renk oyunları da olmasa evden bir deli çığlığıyla fırlamak işten değildi.
anadan doğma körün dünyaya kendine göre bir şekil vermesi; hatta bir dünya görüşüne, bizim kavrayamayacağımız bir dünya görüşüne sahip bulunması, mümkün. kim bilir güzellik dediğimiz garip, müdafaası müşkül, çoğu zaman haksız şey belki sesimizde, belki kokumuzda, belki ellerimizin sıcaklığında ve titreyişindedir.
genç erkeklerin özellikle babalarından gördükleri kadın düşmanlığı ve eril şiddeti kolayca reddedemedikleri ve zaman içinde bunu içselleştirdikleri araştırmaların doğruladığı bir durum.
alt sınıf erkeklerin gözünde baba olmak çok daha kırılgan, riskli ve dolayısıyla başarıldığında getirisi daha fazla olması arzulanan bir konum. işsiz kalma, evi geçindirememe, çocuklarına iyi eğitim verecek kültürel sermaye sahibi bir kadınla evlenememe korkusu, alt sınıf babalarının ailede "terbiye ve düzen sağlama" adı altında, bir tür erkeklik inşa stratejisi geliştirmelerine yol açıyor. ailelerinin terbiye ve düzeninden kendilerini sorumlu sayan erkekler gerektiğinde aile fertlerine ekonomik, duygusal, sembolik şiddet ve bazen fiziksel şiddet uygulama hakkını kendilerinde buluyorlar. çünkü alt sınıf babaların ailenin geçimini sağlamada başarısızlığı demek ailenin dağılması, çocukların okutulmaması, karısının ele muhtaç olması, kızın kötü yola düşmesi, oğlanın serseri olması vb. demek.
erkeğin geçim sorumluluğunu en çok üstlendiği, kadınların sadece ev işi yaptıkları, kız çocuklarının okutulmakla birlikte erkek çocuklarla aynı-eşit görülmediği "modernleşmiş" aile babalığı türkiye'deki en yaygın babalık biçimi.