İnsanlar en çok kendileri ile baş başa kaldığı için, kendileri ile tartışabileceği konular belirlemelidirler. Bu da en iyi, okurken sizi derin düşüncelere daldıran kitaplarla olur.
Gerçek sevgi, diğer insanları değiştirmeye çalışmadan oldukları gibi kabul edebilmektir. Eğer onları değiştirmeye çalışıyorsak, bu, onlardan gerçekten hoşlanmadığımız anlamına gelir.
Size aptal olduğunuzu söylediğimde, görünüşte bu sözü size karşı kullanmış olduğum izlenimini verir. Oysa gerçekte bu sözü kendime karşı kullanmış olurum. Çünkü size aptal dediğimde, benden nefret edersiniz. Sizin benden nefret etmeniz benim için iyi değildir. Bu nedenle, ben kızgınlık duyup, kullandığım sözle size duygusal zehir akıttığımda, bu sözü kendime karşı kullanmış olurum
Bir delinin anı defteri: Bu öykünün tüm kısımları güldürdü fakat sonlara doğru içim öyle bir parçalandı ki anlatamam...
Kitaptaki öykülerin hepsi birbirinden güzel kısa öyküler. Genel olarak deli insanların penceresinden bakıyoruz gelişen olaylara. Deliren insanlar ve delirdiklerinin farkına bile varmamaları. Ama biz okuyucular okurken bir süre sonra bir şeylerin ters gittiğini anlayabiliyoruz. Her öykünün sonunda sizi düşüncelere daldırıyor yazar.
Tam karşıda Schiller oturuyordu –Wilhelm Tell ve Otuz Yıl Savaşları’nın yazarı Schiller değil–, Meşçanskiy Caddesi’nde tenekeci ustası, ünlü Schiller’di bu. Schiller’in hemen yanında Hoffmann duruyordu – yazar Hoffmann değil, Schiller’in yakın dostu ve Ofitserskaya Caddesi’nin sayılı ayakkabı ustalarından, tanınmış Hoffmann’dı.