Özlemişler de sanki birbirlerini, birbirini çok özlemiş iki insanın sevecenliği vardı üstlerinde; ayrı geçen zamanda bütün kavgalarını unutmuş, her şeyi affetmiş, insan etinin ağırlığından sıyrılmış, yüreği hafiflemiş iki insan gibi oturuyorlardı karşımda
Binalar da insanlar gibiydi, onların da bir ruhu vardı. İnsanlar binalara, mekânlara bir ruh katar, yaşanmışlıklar o ruhu dışa vurur, oradan sokağa yayılır ve o ruh kentin bir parçası haline gelirdi.