Tarihin büyük bölümünde, insanlar gezegendeki organizmaların yüzde 99,99’uyla (yani mikroorganizmalarla) ilgili hiçbir şey bilmiyor du, çünkü onlarla ilgili bir şey bilmemiz gerekmiyordu. Her birimizin vücudunda, önemli fonksiyonları yerine getiren milyarlarca tek hücre li canlı var. Bu yaratıklar hem en iyi arkadaşlarımız, hem de en azılı düş manlarımız. Bazıları besinlerimizi sindirip midemizi temizlerken, bazı ları da hastalıklara sebep olur ve salgınlar başlatır. Bununla birlikte, in san gözünün bir mikroorganizmayı ilk kez görmesi ancak 1674’te, Anton van Leeuwenhoek ev yapımı mikroskopuyla bir damla suya bakıp içinde minik yaratıklardan oluşan bir dünya olduğunu fark ettiğinde gerçekleş ti. Bunu takip eden üç yüz yıl boyunca, insanlar devasa sayıda mikrosko bik yaratıkla tanıştılar. Sonuçta bunların sebep olduğu en ölümcül hasta lıkların bazılarını yenebildik ve mikroorganizmaları tıp ve sanayinin em rine koşabildik. Bugün bakterileri yöneterek ilaçlar ve biyoyakıt üretip, parazitleri yok edebiliyoruz.