Eyd

Paraguay’da 1960’lara kadar yaşamış olan Ache topluluğu, avcı top­ layıcılığın karanlık yüzüne ilişkin bir fikir verir. Grubun değerli bir üye­ si öldüğünde, Acheler gelenek olarak küçük bir kızı da öldürür ve ikisini birlikte gömerdi. Achelerle görüşme yapan antropologlar, bir defasında hastalanıp gruba ayak uyduramayan orta yaşlı bir adamın terkedildiğini kaydettiler. Adam bir ağacın altına bırakılmıştı, yukanda lezzetli bir ye­ mek bekleyen akbabalar vardı. Ama adam tekrar toparlanarak hızlı hızlı yürüyüp gruba katılmayı başardı. Vücudu akbabaların dışkılanyla kap­ lanmıştı, dolayısıyla ona “Akbabalardan Düşenler” rumuzu verilmişti. Bir Ache kadını grubun geri kalanına ayak bağı olmaya başladığında, genç erkeklerden biri onun arkasından sessizce yaklaşır ve kafasına bal­ tayla vurarak onu öldürürdü.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Adem ve Havva’nın Bir Günü
DOĞAYI, TARİHİ VE PSİKOLOJİYİ ANLAMAK İÇİN avcı toplayıcı atalarımı­ zın zihinlerine girebilmemiz gerekiyor. Türümüz, tarihinin neredeyse tamamı boyunca avcı toplayıcı Sapiens olarak yaşamıştır. Giderek daha çok Sapiens’in günlük besinini şehirlerde çalışarak kazandığı geçtiğimiz 200 yıl ve çoğu Sapiens’in çiftçi olarak yaşadığı ondan önceki 10 bin yıl, atalarımızın avcılık ve toplayıcılık yaparak geçindiği on binlerce yılın ya­ nında göz açıp kapama süresidir.
Sapiens’in icat ettiği hayali gerçekliklerin muazzam çeşitliliği ve bunun sonucu olarak gelişen davranış örüntülerinin çokluğu, “kültür” dediği­ miz şeyin başlıca bileşenleridir. Kültürler ortaya çıktığından beri deği­ şim ve gelişimleri hiç durmamıştır ve “tarih” dediğimiz de bu durdurula­ mayan değişimlerdir.
Tarih
Endonezya’daki Java adasında “Solo Vadisi İnsanı” anlamına gelen Homo soloensis yaşamaktaydı. Bu tür de tropik yaşama uyumluydu. Di­ ğer bir Endonezya adası Flores’te arkaik insanlar bir cüceleşme süreci geçirdi. İnsanlar Flores’e ilk defa deniz seviyesi olağanüstü derecede dü­ şükken geldiler; bu esnada adaya anakaradan kolayca ulaşılabiliyordu. Denizler yeniden yükseldiğinde, bazı insanlar kaynakları çok kıt olan adalarda mahsur kaldılar. Daha çok yiyeceğe ihtiyacı olan büyük insan­ lar ilk önce öldüler, daha küçük yapılılarsa çok daha iyi hayatta kalabil­ diler ve Flores insanları nesiller boyunca cüceye dönüştüler. Bilim in­ sanları tarafından Homo floresiensis olarak bilinen bu kendine mahsus tür ancak bir metre boya ulaşabiliyor ve 25 kilogramdan daha ağır olmu­ yordu. Buna karşılık taştan aletler yapabiliyor ve hatta zaman zaman adadaki filleri bile avlayabiliyorlardı (adil olmak gerekirse, adadaki fil­ ler de cüce bir türdü)
Avrupa ve Batı Asya’daki insanlar çoğunlukla “Neandertaller” ola­ rak adlandırılan Homo neandertalensis’e evrildiler (“Neandertal Vadisi İnsanı”). Neandertaller Sapienslerden daha güçlü, daha kaslıydı ve Bu­ zul Çağı’nm Batı Avrasyasına uyumluydular. Asya’nın daha doğu bölge­ leri “Dik adam” anlamına gelen Homo erectus tarafından mesken tutul­ muştu. Bu tür, bu bölgede iki milyon yıla yakın bir süre hayatta kalacak şu ana kadarki en dirençli insan türü oldu. Bu rekorun bizim türümüz tarafından kırılması oldukça zor görünmektedir. Homo sapiens m bin yıl sonra bile ortalarda olacağı şüphelidir, bu yüzden iki milyon yıl bizim ba­ şarabileceğimiz bir şey değil kesinlikle.