Klasikler içerisinde gösterebileceğim ve hiç sıkılmadan okuduğum muhteşem kitap.Çünkü sonu itibariyle beni tatmin eden ve belki bunca uzun bir kitabı sıkılmadan okumama sebep olandır.İkinci dünya savaşının acımasız gerçekliğini bir sevda çerçevesinde adeta spot ışıklarıyla yansıtan bir ilk sevgi nedir? sorusu sorduran başyapıt.Cezaevinde kitabı okurken adeta film izliyormuş gibi hissettim.Enfes betimlemeler,üçüncü kişi bakış açısıyla anlatılırken bile konunun ve anlatılanların sıkıcı olmadığı başyapıtlarımdan birisi oldu.Sanıyorum ki gerçek bir sevda'da kitapta anlatılan mandolin gibi üstüne bina da yıkılsa kıymetini bilen biri tarafından unutulduğu yerden gün ışığına çıkarılır..Vesselam
"onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
titreme daha fazla kalbim.
bağışla kendini artık onu da
bırak gitsin.
bırak gitsin.
o senin en ezel gününden kaderin
sen onu nasılsa bin kere daha
seveceksin."